Ters Gazete bugün yayın hayatına başlıyor. Yeni bir gazetenin kurulması, basının her zamankinden daha çok tartışıldığı bir dönemde, başlı başına bir cesaret işidir. Bu değerli gazetede yer almak bizim için ayrıca kıymetli; zira hukukun en çok ihtiyaç duyduğu şeylerden biri, kamu gücünü kullananların işlemlerinin kamuoyu önünde konuşulabilmesidir. Biz de zaman zaman mülkiyet hukuku endeksli, kimi zaman ise hukukun ticaret hayatını etkileyen kısımlarına ilişkin kısa bilgilendirme yazılarımızı bu köşeden okuyucularımızın dikkatine sunacağız. Bu vesile ile Ters Gazete'ye uzun ömür, başta imtiyaz sahibi Sayın Sadrettin SORANLAR olmak üzere yayın kuruluna ve emeği geçen herkese kolaylıklar diliyoruz.

Aile şirketleri üzerindeki kurumsallaşma baskısı!

Özellikle son dönemde aile şirketleri üzerinde ciddi bir kurumsallaşma baskısı olduğu gözlemlenmektedir. Danışmanlık firmaları, akademisyenler ve iş dünyası uzmanlarının katıldığı programlarda, aile şirketlerinin sürdürülebilirliği için kurumsallaşmanın kaçınılmaz olduğu altı çizilerek ifade edilmektedir.

Hiç şüphesiz bir şirketin kurumsal bir yapıya kavuşması sürdürülebilirliğini etkileyen en önemli faktörlerdendir. Ne var ki ülkemizin birçok bölgesinde faaliyet gösteren aile şirketleri, genellikle kurumsallaşma süreçlerine dahil olmayı maliyetli ve karmaşık bulmaktadır. Aile şirketlerinin kurucuları ve yöneticileri, mevcut işlerin sürdürülmesi ve şirketin günlük operasyonlarının yönetilmesiyle haklı olarak o kadar meşgul ki, kurumsallaşma, aile anayasası gibi karmaşık ve emek isteyen süreçlere vakit ve kaynak ayırmak neredeyse imkânsız olarak görülmektedir. Ayrıca, bu şirketlerin büyük çoğunluğu için kurumsallaşmanın vaat ettiği profesyonelliğin ve sistematik yapının, pek çok aile şirketi nazarından kısa vadede zorlayıcı ve soyut kaldığını da itiraf etmek gerekir. Ancak, işin gerçeği şudur ki: “kurumsallaşma” aile şirketlerinin sonraki nesillere intikali için en önemli ve en acil ihtiyaç değildir!

Şirketlerin sonraki nesle sağlıklı intikali için kurumsallaşmadan çok daha öncelikli ve hayati bir konu vardır: Miras Planlaması!

Şirketlerde miras planlamasının önemi

Ülkemizde faaliyetlerini sürdüren şirketlerin çok büyük bir çoğunluğu aile şirketidir. Aile şirketi niteliği taşımayanlar ise gelecek için bu unvana adaydır. Zira şirket ortağının ölümü halinde, kanuni miras hukuku kurallarına göre şirket hisseleri varsa eşe ve çocuklara, yoksa anne babadan başlamak üzere diğer aile fertlerine intikal etmektedir. Bu durum aileyi aslında faaliyetleri hususunda yeterli bilgi sahibi olmadıkları bir şirkete bir anda dahil etmekte, şirketin süreçleri üzerine karar almaları kendilerinden beklenebilmektedir. Aile üyeleri bu sorumluluğu alacak donanımda veya istekte değilse, şirketin devri veya iflası ne yazık ki kısa zaman içinde gündeme gelebilmektedir. Kimse ölümünün zamanını planlayamaz. Fakat şirket kurucusu henüz hayatta iken, hayatını adadığı ve bir noktaya getirdiği şirketinin, işi öğrettiği gelecek kuşaklara geçişini pek tabi ki planlanabilir.

Miras planlaması, şirketin kurucusunun vefatından sonra oluşacak belirsizlikleri ve riskleri ortadan kaldırarak şirketin sürdürülebilirliğini güvence altına alır. Miras planlaması sayesinde, şirket ortağının vefatı üzerine, o güne kadar şirketin kapısından dahi girmemiş mirasçıların bir anda ortak haline gelmeleri, gelseler bile şirket yönetimine dahil olmaları engellenebilir. Bu durum, kısa vadede bölünmelere ve hatta yönetim sorunları sebebiyle satış ve kapanmalara götürecek sancılı bir yola girmekten şirketi kurtarabilir.

Miras planlamasının kapsamı ve aile şirketlerine katkıları

Miras planlaması, yalnızca varlıkların bölüşülmesini sağlamakla kalmaz; aynı zamanda, şirketin yönetiminin gelecekte nasıl şekilleneceğini de belirler. Bu süreçte, aşağıdaki unsurlara dikkat edilmesi, şirketin geleceğini güvence altına almanın temel yollarındandır:

1) Şirket Ana Sözleşmesinin Yeniden Düzenlenmesi: Aile şirketlerinin miras planlamasında yapılacak en önemli adımlardan biri, şirketin ana sözleşmesinin gelecekte şirkete katılacak muhtemel ortakları nazara alarak yeniden düzenlenmesidir. Şirketin kurucusu hayattayken, ana sözleşmenin gelecekte şirkete katılması muhtemel ortaklar da dikkate alınarak güncellenmesi, pay gruplarının oluşturulması, pay imtiyazlarının belirlenmesi önemlidir. Limited şirketler yapısı gereği bu tür düzenlemelere uygun değildir. Bu sebeple belli bir ticari kapasitenin üzerinde faaliyet gösteren şirketlerin tür değişikliği yaparak anonim şirkete dönüşmesi, düzenlemeleri kolaylaştıracaktır.

2) Vasiyetname Yapılması: Kurucu ortak veya ortaklar, mirasçılar arasında eşitlik ve adaleti sağlamak amacıyla, yeni şirket ana sözleşmesi ile de uyumlu olacak bir vasiyetname hazırlamalıdır. Bu vasiyette şeklî unsurlara mutlak dikkat gösterilmeli, mirasçıların saklı paylarına dikkat edilmeli, paylaşıma kadar geçerli olacak ve miras mallarının yönetimini sağlayacak tedbirler geliştirilmelidir. Unutulmamalıdır ki, vasiyetname olmaması halinde kanunun belirlediği miras hukuku kurallarına göre paylaşım yapılacak, terekedeki malvarlığı değerlerinin her bir zerresinde tüm mirasçılar payları oranında hak sahibi olacaktır. Bu sebeple, kanuni miras hukuku kurallarının dışına çıkmak için mutlaka vasiyetname düzenlenmesi gerekir.

3) İşi Bilen ve Bilmeyen Mirasçıların Ayrılması: Miras planlaması yapılırken, iş süreçlerine hâkim ve yönetim becerisine sahip mirasçıların şirket yönetimine dahil edilmesi, diğer mirasçıların ise yalnızca kâra ortak edilmesi sağlanmalıdır. Örneğin, aile üyelerinden sadece birkaçı yönetimde görev almak için yeterli bilgi ve tecrübeye sahip olabilir. Bu durumda, diğer mirasçıların şirkette yönetim rolü almadan, sadece finansal getirilerden faydalanmaları daha uygun olacaktır. Yöneten mirasçılara ise altına girecekleri iş yükü sebebiyle farklı imtiyazlar öngörülebilir. Bu tür bir yapılandırma, yönetim verimliliğini artırır ve şirket içi çatışmaları azaltır.

4) Sağlar Arası Devirlerden Kaçınılması Gerekir!: Miras hukuku kuralları çok teknik düzenlemelerdir. Bu kurallara tam riayet sağlanmadığı durumlarda yapılan işlemlerin daha sonra mahkemeler eliyle iptali söz konusu olabilir. Uygulamada sıklıkla, murisin henüz sağ iken fiilen şirketi idare eden çocuklara şirket hisselerini devrettiği görülmektedir. Gerçekte bağış olan işlemlerin resmi devirde satış olarak gösterilmesi muris muvazaasıdır ve çoğu zaman tabiri caizse “yarım sayfa dilekçe” ile iptal edilebilir. Pay bedeli ödenmişse, bu bedelin nominal değerden değil sürüm değerinden ödenmesi gerekecektir. Aksi halde karma bağış ve mirasta denkleştirme hükümleri çerçevesinde bağışlanan kısmın iadesi söz konusu olabilir. Netice olarak en doğru yol sağlıkta devir yapmak değil, vasiyetname yapmaktır. Ayrıca vasiyet yapmak çok daha maliyetsizdir. Kanunun izin verdiği yollar dururken yasakladığı yollara tevessül etmek şüphesiz tüm mirasçılara zarar verir.

Önceliklerinizi doğru belirleyin! Miras planlamasını ertelemeyin!

Elbette ki, kurumsallaşma uzun vadede aile şirketlerinin sürdürülebilirliği için önemlidir. Ancak kurumsallaşmanın bir süreç olduğunu ve her şirketin bu sürece farklı hızda uyum sağlayabileceğini unutmamak gerekir. Anadolu’daki aile şirketleri için kurumsallaşmanın ertelenebilir olduğunu vurgulamak, bu şirketlerin kaynaklarını daha verimli kullanmalarını sağlayabilir. Kurumsallaşma, şirket belirli bir büyüklüğe ulaştığında ve kaynaklar yeterli olduğunda gündeme gelmelidir. Fakat her ne kadar kurumsallaşma ertelenebilir olsa da miras planlamasının ertelenmesi ve ihmal edilmesi şirketlerin hızla tükenmesine sebep olabilecektir.