Washington Üniversitesi Tıp Fakültesi öncülüğündeki çalışmada, 55 yaşın altındaki bireylerin genetik özellikleri, biyolojik göstergeleri ve yaşam tarzına ilişkin verileri değerlendirildi. Araştırmacılar, özellikle daha yakın tarihlerde doğan kuşakların vücutlarında yaşlanmaya ilişkin belirtilerin önceki nesillere kıyasla daha erken ortaya çıkabildiğini belirledi.

Biyolojik yaşı hızlı ilerleyenlerde risk yüzde 15'e kadar yükseldi

Araştırmanın sonuçlarına göre kişinin takvim yaşı ile vücudunun biyolojik durumu her zaman aynı hızda ilerlemiyor. Hücre ve organlardaki yaşlanma belirtilerinin kronolojik yaştan daha hızlı gelişmesi, erken yaşta ortaya çıkan bazı kanserlerle ilişkilendirildi.

Biyolojik yaşlanması hızlanan kişilerde genç yaşta kanser görülme riskinin yüzde 15'e kadar daha yüksek olduğu tespit edildi.

Organların yaşlanma hızı kanser türüne göre farklılaşıyor

Çalışmada biyolojik yaşlanmanın etkisinin vücudun her bölümünde aynı olmadığı da görüldü. Araştırmacılar, farklı sistemlerdeki erken yaşlanmanın belirli kanser türleriyle bağlantılı olabileceğine dikkat çekti.

Bağışıklık sistemindeki hızlı yaşlanma erken başlangıçlı akciğer kanseriyle ilişkilendirilirken, yağ dokusundaki yaşlanmanın hızlanması kalın bağırsak kanseri riskindeki artışla bağlantılı bulundu. Rahim ve mide-bağırsak sistemi kanserlerinde de biyolojik yaşlanmayla ilişkili bulgular elde edildi.

Yaşam tarzının vücutta bıraktığı izler araştırılıyor

Araştırmayı yöneten Dr. Yin Cao, modern yaşam koşulları ve çevresel etkenlerin vücutta oluşturduğu biyolojik değişimlerin kanser gelişimindeki rolünün daha ayrıntılı incelenmesi gerektiğine işaret etti.

Çalışmanın bulguları, biyolojik yaş ölçümlerinin ilerleyen yıllarda erken yaşta kanser riski yüksek kişilerin belirlenmesinde kullanılabileceğine işaret ediyor. Böyle bir yaklaşımın doğrulanması halinde, risk grubundaki kişilerin daha erken tarama programlarına alınması ve koruyucu önlemlerin daha genç yaşlarda uygulanması mümkün olabilir.