Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nde (GKRY) yaşayan İsraillilerin sayısındaki artış dikkat çekiyor. Phileleftheros gazetesinin dijital haber portalı Philenews’te yer alan habere göre İsrail Büyükelçiliği, son yıllarda bölgedeki İsrailli nüfusunun belirgin biçimde yükseldiğini bildirdi.

İsrail Büyükelçiliği konuya ilişkin açıklamasında, "Yaklaşık 15-20 bin İsrailli halihazırda Kıbrıs'ı (Rum kesimini) evi olarak görüyor” ifadelerini kullandı.

İsrail ile GKRY arasındaki coğrafi yakınlığın yanı sıra ikili ilişkilerin gelişmesi, bölgenin İsrailliler açısından daha cazip hale gelmesinde öne çıkan unsurlar arasında gösterildi.

İsrailli şirketler GKRY’yi merkez olarak görüyor

İki taraf arasındaki ekonomik ilişkilerin güçlenmesi, İsrailli şirketlerin GKRY’ye bakışını da değiştirdi. Şirketlerin bölgeyi artık yalnızca ürün ve hizmetlerini sunabilecekleri bir pazar olarak değil, uluslararası operasyonlarını yönetebilecekleri bir merkez olarak değerlendirmeye başladıkları belirtildi.

Özellikle tarım ve su teknolojileri alanlarında yeni ortaklık seçenekleri gündemde bulunuyor. İsrail tarafından geliştirilen tarım teknolojilerinin GKRY koşullarında denenmesi ve bölgedeki çiftçilere tanıtılması amacıyla pilot bir gösterim çiftliği kurulması seçeneği de değerlendiriliyor.

Haberde ayrıca GKRY’de yaşayan bazı İsraillilerin Avrupa Birliği pasaportuna sahip olması nedeniyle resmi kayıtlarda İsrail vatandaşı olarak görünmeyebileceğine dikkat çekildi.
Turizm ve ticarette İsrail’in ağırlığı arttı

GKRY İstatistik Servisi verilerine göre İsrail, 2025 yılında Ada’ya en fazla turist gönderen ikinci ülke oldu. İsrailli ziyaretçilerin toplam turist girişlerindeki payı yüzde 13 olarak kayıtlara geçti.

İki taraf arasındaki ticaret hacmi aynı yıl 600 milyon avroyu aştı. İsrailli yatırımcıların GKRY’deki faaliyetleri ise enerji, gayrimenkul, teknoloji ve turizm başta olmak üzere farklı sektörlere yayıldı.

Varlıklı İsraillilerin göçündeki artış dikkat çekiyor

Tel Aviv Üniversitesinin araştırmasına göre 2023 ve 2024 yıllarında yaklaşık 49 bin İsrailli, bir yıldan uzun süre ülke dışında kaldı.

Araştırmada, 2025 yılında İsrail’den ayrılan yaklaşık 50 bin kişinin de en az 12 ay boyunca yurt dışında kalmaları halinde göçmen kategorisinde değerlendirilebileceği öngörüldü. Yüksek göç oranlarının devam etmesinin İsrail ekonomisi ve güvenliği üzerinde sonuçlar doğurabileceği değerlendirildi.

İsrail Vergi Dairesinin Planlama ve Ekonomi Bölümü tarafından gerçekleştirilen başka bir araştırmada ise ülkeden ayrılanların profilinde değişim yaşandığı ortaya konuldu.

Buna göre varlıklı İsrailliler arasındaki göç oranı 2023 ve 2024 yıllarında rekor seviyeye ulaştı. Söz konusu oranın, 2019’a kadar kaydedilen seviyenin yaklaşık iki katına çıktığı belirtildi.

Doktorlar, mühendisler ve yüksek eğitimli çalışanların yanı sıra yüksek gelir grubundaki kişilerin de göç edenler içerisinde önemli bir paya sahip olduğu kaydedildi.

Teknolojide yeni ortak projeler gündemde

İsrail ile GKRY arasındaki işbirliği yalnızca ticaret ve yatırımla sınırlı kalmıyor. Araştırma ve teknoloji alanlarında da yeni projeler geliştiriliyor.

Enerji depolama, yapay zeka ve siber güvenlik, gelecekte işbirliğinin geliştirilebileceği alanlar arasında gösteriliyor. İsrail merkezli BaroMar ile GKRY Enstitüsü arasında yürütülen ortak çalışma da devam eden projelerden biri olarak öne çıkıyor.

Proje kapsamında, su altında basınçlı hava kullanılarak enerji depolanmasını sağlayan sistemin PROTEAS araştırma tesisine entegre edildiği ve burada test edildiği belirtildi.

İsrail varlığının kalıcılığı Rum kesiminde tartışılıyor

GKRY’de İsrailli nüfusunun ve yatırımlarının artması, Rum kesimindeki bazı çevrelerin tepkisini de beraberinde getirdi.

Yunanistan merkezli ve GKRY’de de yayımlanan Kathimerini gazetesinde "İsrail varlığının giderek artan etkisi" başlıklı bir makale yayımlandı. Yazıda, İsraillilerin GKRY’ye yerleşiminin geçici bir durum olmaktan çıkarak kalıcı bir nitelik kazanabileceği değerlendirmesine yer verilirken hükümetin İsraillilere yönelik politikaları eleştirildi.

Makalede, GKRY’de yaşayan İsrailliler için okullar, ibadet alanları, işletmeler ve çeşitli altyapıların oluşturulmasının, İsrail varlığının artık yalnızca turizm ve yatırım çerçevesinde değerlendirilmediği görüşünü güçlendirdiği savunuldu.

Yaşanan gelişmelerin, İsraillilerin Ada’daki varlığının "yerleşim ve daha büyük kalıcılık" niteliği kazandığı yönündeki algıyı artırdığı belirtildi. Mevcut sürecin devam etmesi halinde ise Rum toplumunda İsrail ile iyi ilişkilere yönelik genel kabulün zarar görebileceği öne sürüldü.