Şirket tarafından yapılan açıklamaya göre, gayrimenkul yatırımında lokasyon, kira getirisi ve değer artışı potansiyeli önemini korurken, yatırımcıların değerlendirdiği kriterler çeşitleniyor. Döviz bazlı varlık edinimi ve portföy çeşitlendirmesinin yanı sıra yatırım yapılan ülkenin sunduğu oturum imkanları, uluslararası erişim, eğitim olanakları ve ailelerin uzun vadeli yaşam planlarının da yatırım kararlarında daha fazla ağırlık kazandığı ifade edildi.

Açıklamanın devamında şu ifadelere yer verildi:

“Bu değişim, yatırımcıların varlıklarını farklı coğrafyalarda çeşitlendirme eğiliminin bir sonucu olarak öne çıkıyor. Özellikle yüksek gelir grubundaki yatırımcılar, farklı pazarlardaki fırsatları değerlendirerek daha dengeli ve uluslararası bir portföy oluşturmayı hedefliyor.

“Türk yatırımcıların küresel portföy çeşitlendirmesinde Avrupa da yakından takip edilen bölgeler arasında yer alıyor. Astons’un değerlendirmelerine göre Yunanistan; Türkiye’ye coğrafi yakınlığı, Avrupa Birliği içerisinde yer alması, Schengen Bölgesi’ne erişim imkânı ve Golden Visa programıyla uluslararası yatırım alternatiflerini değerlendiren Türk yatırımcıların takip ettiği pazarlardan biri olarak öne çıkıyor.

“Yunanistan Golden Visa programı, belirlenen koşulları karşılayan yatırımlar üzerinden yatırımcılara ve ailelerine oturum hakkı sağlıyor. Programın sunduğu mobilite olanaklarının yanı sıra euro bazlı varlık edinimi ve gayrimenkul portföyünü farklı bir pazarda çeşitlendirme imkânı da yatırımcıların değerlendirdiği unsurlar arasında bulunuyor. Yunanistan’ın Golden Visa programında gayrimenkul yatırım eşikleri bölge ve yatırım türüne göre farklılaşıyor.”

‘ULUSLARARASI YATIRIMLAR PORTFÖY ÇEŞİTLENDİRMESİNİN BİR PARÇASI HALİNE GELİYOR’

Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Astons Türkiye Direktörü Yağız Yiğit, “Türk yatırımcıların uluslararası gayrimenkule bakışında önemli bir değişim gözlemliyoruz. Yurt dışındaki gayrimenkul yatırımları artık tek başına bir ülke veya mülk tercihi olarak ele alınmıyor; yatırımcıların mevcut portföylerini farklı pazarlar ve para birimleriyle çeşitlendirme stratejisinin bir parçası haline geliyor. Gayrimenkulün kira getirisi ve değer artışı potansiyelinin yanında oturum hakkı, uluslararası hareket kabiliyeti, çocukların eğitim olanakları ve uzun vadeli yaşam planları da değerlendiriliyor. Dolayısıyla yatırımcı açısından doğru ülke ve yatırım modelini belirlemek, giderek daha kapsamlı bir değerlendirme gerektiriyor” dedi.

‘AMAÇ BİR PAZARI DİĞERİNİN YERİNE KOYMAK DEĞİL’

Önümüzdeki dönemde uluslararası portföy çeşitlendirmesinin önemini koruyacağını belirten Yiğit, “Bugünün yatırımcısı farklı coğrafyalardaki fırsatları birlikte değerlendiriyor. Buradaki temel motivasyon bir pazarı diğerinin yerine koymak değil; varlıkları farklı ülkeler, para birimleri ve yatırım modelleri arasında daha dengeli biçimde dağıtabilmek. Gayrimenkul yatırımlarında finansal beklentilerin yanı sıra mobilite ve ailelerin gelecek planları da bu stratejinin önemli bir parçası haline geliyor. Avrupa’da yatırım ve oturum hakkını bir araya getiren modellerin, bu nedenle Türk yatırımcıların ilgisini önümüzdeki dönemde de koruyacağını öngörüyoruz” diye konuştu.