Tüketici Senetlerinin Nama Yazılı Düzenlenmesi Gerekir;
Emre Yazılı Düzenlenen ve Ciro Edilen “Piyasa Senetleri” Tüketiciye Karşı Geçersizdir!
Taksitle daire, otomobil, mobilya veya beyaz eşya satışlarında satıcının müşteriden senet alması ülkemizde yerleşmiş bir uygulamadır. Alınan bu senetler çoğu zaman matbu bono formları üzerine, yani emre yazılı olarak düzenlenir; satıcı da bunları kendi borçlarına karşılık ticari alacaklısına ciro eder. Oysa Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun, tüketicinin taraf olduğu işlemlerde düzenlenecek senetler bakımından açık ve emredici bir kural getirmiştir. Uygulamada neredeyse hiç dikkat edilmeyen bu kural, senedin geçerliliğine dair çok önemli sonuçlar doğurmaktadır.
6502 sayılı Tüketici Kanunu’nun 4. maddesinin beşinci fıkrası şu şekildedir: "Tüketicinin yapmış olduğu işlemler nedeniyle kıymetli evrak niteliğinde sadece nama yazılı ve her bir taksit ödemesi için ayrı ayrı olacak şekilde senet düzenlenebilir. Bu fıkra hükümlerine aykırı olarak düzenlenen senetler tüketici yönünden geçersizdir." Hüküm iki ayrı zorunluluk içerir: senet nama yazılı olmalı ve her taksit için ayrı ayrı düzenlenmelidir. Bu şartları birlikte sağlamayan senetler tüketiciye karşı geçersizdir.
Emre Yazılı Senet Nedir?
Matbu senet formlarında “İşbu emre muharrer senedin...” diye bir başlangıç görürüz. Burada geçen “emre muharrer” ifadesi senedin “emre yazılı” olduğunu gösterir. Emre yazılı bir senet arkası ciro edilerek (ad, soyad veya kaşe - imza yeterlidir) üçüncü kişilere devredilir. Emre yazılı senedi devralan kişi, kural olarak, önceki cirantaların kendileri arasındaki ilişkilerin geçerliliğinden veya keşideci ile lehdar (senedin ön yüzündeki alacaklı) arasındaki ilişkinin borçların ifa edilip edilmediğinden etkilenmezler. Bir örnek verirsek; mal karşılığında emre senet verilmişse ve senedi alan satıcı malı göndermeyip senedi ciro etmişse, senet borçlusu üçüncü kişi cirantaya karşı kural olarak malı teslim almadığı için geçersizlik iddiasında bulunamaz (istisnası, borçlu aleyhine bilerek senedin devralınmış olmasıdır.). Emre yazılı senetlerin bu özelliği, senedin tedavül kabiliyetini artırır. Zira aksi halde senedi devralan, kendisinden önceki tüm hukuki ilişkileri incelemek durumunda kalır ki bu da ticari hayatın tabiatına aykırıdır. Bu sebeple piyasada en çok karşılaşılan senetler (bonolar) emre yazılı olanlardır. Fakat senedin hamiline veya nama yazılı düzenlenmesi de mümkündür.
Senedin Nama Yazılı Olması Ne Anlama Gelir?
Senedin nama yazılı olabilmesi için senet metninin “İşbu nama yazılı (emre değildir) senet mukabilinde...” ifadesi ile başlaması gerekir. Emre yazılı ifadesi nama yazılıya dönüşür ve “olumsuz emre kaydı” olarak nitelenen “(emre değildir)” ifadesi ile de nama yazılılık güçlendirilir. Nama yazılı senet ise senet keşidecisine (borçlusuna), lehdara (ön yüzde adı geçen alacaklıya) karşı ileri sürebileceği, aralarındaki hukuki ilişkiden (sözleşmeden) kaynaklanan defi ve itirazları, senedi devralan üçüncü kişilere karşı da ileri sürme imkânı verir.
Bir örnek verirsek; araç almak için galerici olan satıcıya emre yazılı senet verilmiş ve satıcı bu senedi ciro etmişse, araçta daha sonra önemli bir ayıp da çıksa, araç çalıntı çıkıp zapt da edilse, senedi devralan iyiniyetli hamil bu olumsuzluklardan etkilenmez ve senedi keşideciden tahsil edebilir. Fakat bu senet nama yazılı düzenlenmiş olsaydı, araçla ilgili sorun yaşayan alıcı, galericiye karşı ileri sürebileceği defi ve itirazları senedi devralan üçüncü kişiye karşı da ileri sürebilir, açacağı menfi tespit davasında dile getirebilirdi. Nitekim nama yazılı senedin devri alacağın temliki yoluyla yapılır (senet arkasına temlik beyanı yazılarak ve imzalanarak) ve bu şekilde alacağı devralan kişi alacaklının (lehdarın) yerine geçer. Bunun sonucu olarak ise alacaklıya karşı ileri sürülebilen itirazların da muhatabı olabilir.
Yargıtay: Nama Yazılı Düzenlenmesi Gereken Bir Senedi Ciro İle Devralan İyi Senet İddiasında Bulunamaz
Konuyu somutlaştırmak gerekirse; bir müteahhit taksitle daire satmakta ve müşterilerinden vadeli bonolar almaktadır. Bu bonolar nama yazılı değilse, keşideci olan daire alıcısına karşı büyük ihtimalle (kişisel amaçla alıyorsa) geçersizdir. Nitekim Yargıtay'ın önüne gelen bir olayda tüketici, bir konut projesi kapsamında yüklenici şirketle gayrimenkul satış vaadi ve inşaat yapım sözleşmesi imzalamış, satış bedelinin bir bölümünü peşin ödeyip kalanı için üç adet bono düzenlemiştir. Yüklenici de vadesi gelen bonolardan birini kendi kredi borçlarına mahsuben bir bankaya ciro etmiştir.
Banka; sözleşmenin tarafı olmadığını, iyiniyetli hamil bulunduğunu ve şahsi def'ilerin kendisine karşı ileri sürülemeyeceğini savunmuştur. Yargıtay bu savunmayı kabul etmemiş; tüketiciyi koruma ilkesi uyarınca nama yazılı olma kuralının teminat amacıyla alınan senetler bakımından da geçerli olduğunu, nama yazılı olmayan senedi ciro yoluyla devralan tarafın iyi niyet iddiasında bulunamayacağını belirtmiştir (Yargıtay 3. HD, 27.03.2023, 2022/7923 E., 2023/803 K.). Yakın tarihli bir kararda ise bu geçersizliğin herkese karşı ileri sürülebileceği ve söz konusu bonoya dayanılarak tüketici aleyhine kambiyo senetlerine mahsus takip yapılamayacağı açıkça vurgulanmıştır (Yargıtay 3. HD, 11.03.2026, 2025/4106 E., 2026/1336 K.).
Geçersizlik Yalnızca Tüketici Yönündedir; Senet İptal Edilemez
Burada gözden kaçırılmaması gereken teknik bir incelik vardır. Kanun senedin baştan sona hükümsüz olduğunu söylememekte, yalnızca "tüketici yönünden" geçersiz saymaktadır. Senet, tüketici sıfatı taşımayan kişiler yönünden geçerliliğini korumaya devam eder. Bu sebeple Yargıtay, mahkemelerin senedin tümüyle iptaline karar vermesini isabetsiz bulmakta; hükmün senedin tüketici yönünden geçersizliğinin tespiti şeklinde kurulması gerektiğini belirtmektedir. Menfi tespit dilekçelerinde talep sonucunun buna göre yazılması, sonradan düzeltilmesi gereken bir hükümle uğraşmamak bakımından önem taşır.
Tüketici Senedini Ciro İle Devralan Ne Yapabilir?
Peki bu tabloda senedi ciro ile devralan hamilin eli tümüyle boş mudur? Senet tüketici olmayanlar yönünden geçerliliğini koruduğuna göre hamil, kendisinden önce gelen cirantalara ve nihayet ilk ciranta olan satıcıya müracaat edebilir. Fakat cirantalara karşı müracaat hakkının kullanılabilmesi için mutlaka senedin süresi içinde (vadeden itibaren iki iş günü) protesto edilmesi gerekir.
Bu süreyi geçiren hamil, kabul eden konumundakiler hariç olmak üzere cirantalara ve diğer borçlulara karşı sahip olduğu hakları kaybeder (TTK m. 730). Hamil ise senedin bir tüketici senedi olduğunu çoğu zaman aylar sonra, tüketicinin açtığı menfi tespit davası ya da icra takibine yaptığı itirazla öğrenmektedir. O tarihte protesto süresi çoktan geçmiş olacağından, senette protestosuz kaydı bulunmadıkça hamil, keşideciye karşı zaten dayanaksız kalan senetle cirantalara da başvuramaz duruma düşebilir.
Senet Alıp Veren Taraflar Mutlaka Hukuki Yardım Almalıdır!
Kambiyo hukuku ve tüketici hukuku oldukça kazuistik hükümleri olan alanlardır. Nitekim piyasa uygulamasında alınıp verilen pek çok senedin geçersiz olduğuna şahit olunmaktadır. Bu konuyla ilgili de gerek senedi düzenleyen (borçlu), gerek senet alacaklısı lehtar gerekse cirantalar dikkatli olmalıdır.
Eğer bir tüketici senet veriyorsa ve bu senet nama yazılı değilse, nama yazılı düzenlenmesini talep edebilir, böylece senedin ciro ile devrini engeller.
Tüketici ile iş yapanlar (ör. Müteahhit, galerici vs.) senet alıyorsa, senedi mutlaka nama yazılı düzenlemelidir, yoksa borçludan senedin tahsilini isteyemez (icra dairesi buna bakmaz belki ama menfi tespit davası açılırsa kaybeder).
Tüketicilerle iş yapan işletmelerle iş yapan üçüncü kişiler de dikkatli olmalıdır zira senedi keşide eden tüketici ise ve senet nama yazılı değilse asıl borçludan tahsil imkânı elde edemeyebilir.
Kanun koyucunun tüketicileri koruma amacıyla yaptığı bu düzenleme kambiyo hukukunun temel prensiplerine ters düşse de yürürlüktedir ve dikkatli olunmazsa mağduriyetlere sebebiyet verebilecek niteliktedir. Bu sebeple kambiyo ilişkilerine girilirken bir hukukçudan profesyonel danışmanlık alınması büyük önem arz eder.

























