MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Tel Aviv yönetiminin Suriye'nin İdlib kentinde bulunan Ebu Zuhur Askeri Hava Üssü'ne yönelik düzenlediği hava saldırısı ve Doğu Akdeniz'deki adımlarına ilişkin kapsamlı bir yazılı açıklama paylaştı. İsrail'in izlediği yayılmacı politikanın tüm Orta Doğu'yu tehdit ettiğini belirten MHP lideri, Türkiye'nin sınır güvenliği ve egemenlik hakları konusunda taviz vermeyeceğini vurguladı.
Bahçeli, Tel Aviv hükümetinin Türkiye'nin barış ve diplomasi odaklı tutumunu yanlış yorumlamaması gerektiğini ifade ederek şu uyarıda bulundu:
Türkiye’yi kışkırtmaktan, Türkiye’nin sabrını sınamaktan, ülkemizin millî güvenlik alanlarına dolaylı veya doğrudan müdahale anlamına gelebilecek teşebbüslerden ve Türkiye karşıtı çevreleri cesaretlendiren söylemlerden vazgeçilmelidir. Türkiye çatışma arayan bir ülke değildir. Bununla birlikte, kendisine yönelen tehditleri görmezden gelecek, egemenlik haklarının ihlal edilmesine seyirci kalacak veya millî güvenliğini başkalarının insafına bırakacak bir ülke hiç değildir.
"NETANYAHU YÖNETİMİNİN SALDIRGANLIĞI BÖLGEMİZİ KAOSA SÜRÜKLÜYOR"
Suriye sahasında gerçekleştirilen askerî operasyonların yanı sıra Kıbrıs ve Doğu Akdeniz eksenindeki jeopolitik hamleleri yakından izlediklerini belirten Bahçeli, Binyamin Netanyahu yönetiminin tutumunu eleştirdi. Tel Aviv'in uyguladığı politikaların uluslararası hukuku çiğnediğine dikkat çeken MHP Genel Başkanı, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
İsrail’in Suriye sahasında Türkiye’nin güvenlik çıkarlarıyla kesişen hamleleri, Doğu Akdeniz’de Türkiye’yi dışlamaya dönük arayışları ve bölgesel parçalanmayı teşvik eden yaklaşımları dikkatle takip edilmektedir. İsrail yönetiminin, Türkiye’nin barış ve istikrar üretme kapasitesini kendisine yönelik bir tehdit gibi algılaması vahim bir stratejik hatadır.
Türkiye’nin amacı İsrail dâhil hiçbir ülkeyle savaşmak değildir. Ancak hiç kimse Türkiye’nin barış iradesini zafiyet, itidalini acziyet, diplomasiyi önceleyen yaklaşımını caydırıcılıktan yoksunluk olarak yorumlama hatasına da düşmemelidir.
İsrail hükümetinin dini sembolleri siyasi emellerine alet ettiğini savunan MHP lideri, Yahudilik ve siyonist yayılmacılık arasındaki ayrıma işaret ederek şunları kaydetti:
İsrail hükümetinin işgal politikalarını genişleten teolojik sapkınlığı, sivilleri hedef alan hukuka aykırı askeri operasyonları ve Türkiye’ye dönük tehditkâr açıklamaları, bölgesel barış ve güvenlik açısından ciddi soru işaretleri doğurmaktadır. Bu süreçte Netanyahu’nun dini kimliği ve Yahudiliği siyasi hedefler doğrultusunda araçsallaştıran söylemleri de, hem dinin evrensel ahlaki değerlerine hem de Yahudi toplumunun tamamına mal edilemeyecek, siyasi tercihlerin dinle özdeşleştirilmesi riskini beraberinde getirmiştir. İsrail, mevcut yönetim eliyle yalnızca bölge için değil, bütün insanlık için bir tehdit kaynağı hâline gelmiştir.
BÖLGESEL GÜVENLİK İÇİN 7 MADDELİK STRATEJİK ÖNERİ
MHP lideri Bahçeli, krizlerin dönemsel ateşkeslerle çözülemeyeceğini belirterek kalıcı barışın tesisi adına 7 maddelik somut çözüm planını açıkladı:
İslam Barış Gücü ve Kudüs Paktı: Suudi Arabistan, Pakistan ve Türkiye arasında imzalanan "Mekke Anlaşması" zemin alınarak üye sayısının artırılması, "Kudüs Paktı" vizyonuyla ortak bir savunma ve barış gücüne dönüştürülmesi.
Ortadoğu Barış Koalisyonu: ABD, Rusya, Çin ve AB katılımıyla geçici bir diplomasi ve istikrar konseyinin yapılandırılması.
BM Himayesinde Güvenlik Konferansı: Birleşmiş Milletler nezdinde sürdürülebilir iki devletli çözüm için Ortadoğu Güvenlik ve Barış Konferansı’nın toplanması.
Ankara Deklarasyonu: Türkiye'nin bölgesel güvenlik ilkelerini duyurması ve olası hasmane adımlara karşı geçit verilmeyeceğinin açıkça ilan edilmesi.
Uluslararası Ateşkes Gözlem Misyonu: İhlalleri denetlemek ve insani koridorları korumak amacıyla BM çatısı altında bağımsız gözlemci grubunun görevlendirilmesi.
Arabuluculuk Temas Grubu: Diplomatik temasların kurumsal bir nitelik kazanması adına uluslararası temas grubunun faaliyete geçirilmesi.
Kademeli Diplomatik Baskı: Tel Aviv yönetimi üzerinde askeri, siyasi ve ekonomik yaptırımların aşamalı olarak devreye sokulması; hukuka uyum durumunda ise teşvik mekanizmalarının çalıştırılması.
Açıklamasının son bölümünde tarihsel deneyimlere vurgu yapan Bahçeli, sözlerini şöyle tamamladı:
Öyle anlaşılıyor ki İsrail yakın tarihte yaptığımız uyarıları görmezden gelmiştir. Bir kez daha hatırlatalım. Türkiye egemenlik haklarına yönelik saldırılar karşısında kapı kapı dolaşacak bir aktör değildir. Türk milleti ayağa kalktığı zaman önünde durabilecek bir güç de yoktur. Milliyetçi Hareket Partisi Türk milletinin vicdanının sesi, tarihi sorumluluğunun ve stratejik aklının temsilcisidir.

























