Dizel piyasasında yaşanan sorunun merkezinde yalnızca ham petrol üretimi bulunmuyor. Ham petrolün rafinerilerde işlenmesi, motorine dönüştürülmesi ve talebin yüksek olduğu ülkelere ulaştırılması da arzın devamlılığı açısından belirleyici oluyor.
İran çevresindeki çatışmalar, Orta Doğu’dan gerçekleştirilen enerji sevkiyatlarını sekteye uğratırken Rusya-Ukrayna Savaşı da rafineri kapasitesini ve ihracat akışını etkiledi. Rusya’daki bazı enerji tesislerinin zarar görmesi, bu ülkenin uyguladığı ihracat sınırlamaları ve yaptırımlar nedeniyle onarım süreçlerinin uzaması, piyasaya sunulan motorin miktarının azalmasına neden oldu.
ABD’de dizel ve diğer distilat ürünlerinden oluşan stoklar, 11 Eylül haftasında 107,9 milyon varile kadar geriledi. Bu seviye, 1982’de başlayan kayıtlar içinde yılın aynı dönemi için ölçülen en düşük miktar oldu. ABD Enerji Enformasyon İdaresi, stokların eylül ayında 100 milyon varilin altına inebileceğini ve 2027’nin büyük bölümünde son beş yılın olağan seviyelerine ulaşamayabileceğini öngörüyor.
Depolama sektöründen gelen veriler de piyasadaki daralmanın boyutunu ortaya koyuyor. Kuzey Amerika ile Karayipler’de kiracı bekleyen tankların toplam kapasitesi, haziranda 11 milyon varilken ekim ayı için 13 milyon varile yükseldi. Normal koşullarda boş depolama alanının artması olumlu bir gelişme olarak değerlendirilebilir. Ancak mevcut tabloda bu durum, şirketlerin depolayabilecekleri yeterli ürünü bulmakta zorlandığına işaret ediyor.
Avrupa yeni tedarikçi arıyor
Dizel sıkıntısının güçlü biçimde hissedildiği bölgelerden biri de Avrupa. Kıtanın başlıca petrol ürünü depolama ve ticaret merkezi olan Amsterdam-Rotterdam-Anvers hattındaki dizel stokları, temmuz ayında beş yıllık ortalamanın yüzde 16 altında kaldı.
Avrupa, Rus petrol ürünlerine getirilen yaptırımların ardından motorin tedarikinde daha uzak pazarlara yönelmişti. Orta Doğu’daki çatışmaların bu bölgeden gerçekleştirilen sevkiyatları da etkilemesi, kıtanın tedarik seçeneklerini daralttı. Ürünlerin daha uzun rotalar üzerinden taşınması, navlun ve sigorta giderlerini artırırken teslimat sürelerini de uzatıyor.
Asya’nın önemli ticaret merkezlerinden Singapur’da distilat stokları son haftalarda ortalama 8,2 milyon varil düzeyinde gerçekleşti. Bu miktar, 2025 yılındaki 9,6 milyon varillik ortalamanın altında bulunuyor. Veriler, arz sorununun yalnızca ABD veya Avrupa ile sınırlı olmadığını gösteriyor.
Piyasada kısmi bir rahatlama ihtimali de bulunuyor. Yüksek rafineri kârları, tesislerin motorin üretimine daha fazla ağırlık vermesini sağlayabilir. Çin’in petrol ürünü ihracatındaki artış da açığın bir bölümünü kapatabilir. Buna karşılık Orta Doğu veya Rusya-Ukrayna hattında yeni bir gerilim yaşanması ya da büyük bir rafinerinin devre dışı kalması, fiyatları yeniden yukarı taşıyabilir.
Bu nedenle sıkışıklığın 2027’ye kadar uzanabileceği yönündeki değerlendirme, kesinleşmiş bir sonuç olarak görülmüyor. Tahmin; mevcut stok seviyelerine, devam eden ihracat kısıtlamalarına, rafinerilerdeki hasara ve enerji taşımacılığında yaşanan sorunlara dayanıyor.
Petrol ucuzlasa da motorin düşmeyebilir
Motorin fiyatları genel olarak petrol piyasasındaki hareketlerden etkileniyor. Ancak ham petrol ile pompada satılan motorinin fiyatı aynı oranda artıp azalmıyor. Ham petrolün motorine dönüştürülmesi sırasında ortaya çıkan rafineri maliyetleri ve ürünün piyasadaki bulunabilirliği de fiyat üzerinde belirleyici oluyor.
ABD’de düşük kükürtlü motorin ile ham petrol arasındaki fiyat farkını gösteren rafineri marjı, 14 Eylül’de varil başına 118,62 dolara çıkarak rekor seviyeye ulaştı. Bu fark, motorin piyasasındaki arz sıkışıklığının boyutunu ortaya koyuyor. Dolayısıyla ham petrol fiyatı gerilese bile motorin arzı yetersiz kaldığında nihai ürün fiyatında aynı ölçüde düşüş görülmeyebilir.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası da ağustos ayında enerji fiyatlarında yaşanan artışta uluslararası petrol piyasasındaki gelişmelerin yanı sıra motorin rafineri marjlarındaki yükselişin etkili olduğunu bildirdi.
Türkiye’nin ithal motorin ihtiyacı sürüyor
EPDK verilerine göre Türkiye’de 2025 yılı boyunca yaklaşık 27 milyon 83 bin ton motorin satıldı. Aynı dönemde yerli rafinerilerin üretimi yaklaşık 16 milyon 895 bin ton olurken 13 milyon 642 bin ton motorin ithal edildi. Buna karşılık 3 milyon 661 bin ton motorin ihraç edildi.
İthal edilen motorin miktarı, yıllık yurt içi satışların yaklaşık yarısına karşılık geliyor. İthalat ile ihracat arasındaki fark dikkate alındığında net motorin ithalatının yurt içi satışlara oranı yaklaşık yüzde 37 olarak hesaplanıyor. Ancak bu oran, Türkiye’nin motorin ihtiyacının geri kalanını tamamen yerli kaynaklardan karşıladığı anlamına gelmiyor.
Rafinerilerde üretilen motorinin önemli bir bölümü de yurt dışından alınan ham petrolün işlenmesiyle elde ediliyor. Türkiye’nin 2025 yılındaki ham petrol ithalatı yaklaşık 31,9 milyon tona ulaştı. Bu tablo, Türkiye’nin hem hazır motorin tedarikinde hem de rafineri üretiminde kullanılan ham madde açısından uluslararası enerji piyasalarına bağımlı olduğunu gösteriyor.
Mayıs 2026’da Türkiye, 845 bin 903 ton motorin ithal etti. Aynı ay ham petrol ve petrol ürünlerinin toplam ithalatında Rusya, 1 milyon 650 bin tonla ilk sırada yer aldı. Rusya’yı yaklaşık 516 bin tonla Kazakistan ve 349 bin tonla ABD izledi. Ancak bu ülke sıralaması bütün petrol ürünlerini kapsadığı için veriler doğrudan motorinin menşe dağılımı olarak değerlendirilmemeli.
Pompa fiyatını kur, vergi ve marj belirliyor
Türkiye’de motorin fiyatı hesaplanırken Akdeniz piyasasındaki ürün değerleri, rafineri marjları ve dolar/TL kuru temel unsurlar arasında yer alıyor. Bu maliyetlere dağıtım ve bayi paylarının yanı sıra ÖTV ile KDV de ekleniyor. Bu nedenle uluslararası petrol fiyatındaki düşüş, pompaya her zaman aynı oranda ve aynı hızda yansımıyor.
21 Eylül 2026 tarihinde motorinin litre fiyatı, Petrol Ofisi’nin yayımladığı listede İstanbul Avrupa Yakası’nda 96,30 lira, İstanbul Anadolu Yakası’nda 96,10 lira, Ankara’da 97,40 lira ve İzmir’de 97,70 lira olarak yer aldı. Fiyatlar; dağıtım şirketine, ilçeye ve istasyona göre değişiklik gösterebiliyor.
Küresel arz sorununun devam etmesi, Türkiye’de akaryakıt fiyatlarının kesin olarak artacağı anlamına gelmiyor. Ancak uluslararası motorin fiyatları ile rafineri marjlarının yükseldiği bir dönemde dolar/TL kurunun da artması, pompa fiyatları üzerinde ek baskı oluşturabilir.
Motorin; kamyonlardan hafif ticari araçlara, tarım makinelerinden şehirler arası taşımacılığa kadar ekonominin geniş bir bölümünde kullanılıyor. Yakıt maliyetlerinin yükselmesi hâlinde lojistik şirketlerinin taşıma giderleri artabilir. Tarımda ekim, hasat, sulama ve ürün nakliyesi daha pahalı hâle gelebilir. Artan maliyetlerin satış fiyatlarına yansıtılması durumunda ise etkiler gıdadan perakendeye kadar uzanarak enflasyon üzerinde dolaylı baskı oluşturabilir.


























