Diyarbakır’da Rojda Yakışıklı’nın öldürülmesine ilişkin 3 tutuklu sanığın yargılandığı davanın ilk duruşması görüldü. Duruşmanın ardından açıklama yapan Diyarbakır Barosu Kadın Hakları Merkezi Yürütme Kurulu üyesi avukat Nazlı Matur, Yakışıklı’nın öldürülmesine ilişkin yeni ayrıntıları paylaştı. Mahkeme, sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar vererek duruşmayı 7 Aralık’a erteledi.

Rojda Yakışıklı, 27 Aralık 2025’te Sur ilçesine bağlı Beybulak Mahallesi Sarıkaş mezrasında kayboldu. Yakınlarının başvurusuyla başlatılan aramada genç kadının öldürüldüğü ve cesedinin dere yatağına gömüldüğü ortaya çıktı.

Soruşturma kapsamında Yakışıklı’nın dini nikahla birlikte yaşadığı Okay Gür ile köylüleri Ömer Dorğun ve oğlu Barış Dorğun gözaltına alındı. Üç şüpheli daha sonra tutuklandı.

Cesedin bulunduğu bölgenin fotoğrafını görünce itiraf etti

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nın hazırladığı iddianame, Diyarbakır 8’inci Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. Okay Gür, Ömer Dorğun ve Barış Dorğun hakkında “iştirak halinde kadına karşı kasten öldürme” suçundan dava açıldı.

İddianamede, Rojda Yakışıklı’nın olay günü öğle saatlerinden itibaren kayıp olduğunun ağabeyi tarafından kolluk birimlerine bildirildiği aktarıldı. Ekipler bunun üzerine Yakışıklı’nın yaşadığı eve giderek aile bireylerinin bilgi sahibi sıfatıyla ifadelerini aldı. İlk beyanlarda Rojda’nın Okay Gür tarafından götürüldüğü anlatıldı.

Dosyadaki yakalama tutanağına göre Okay Gür ise gözaltına alındığında suçlamayı önce kabul etmedi. Kendisine eşini neden öldürdüğü sorulduğunda, “Eşimi ben öldürmedim, eşim kayıptı; buldunuz mu?” yanıtını verdi. İddianamede, cesedin bulunduğu bölgeye ait fotoğrafın gösterilmesinin ardından Gür’ün cinayeti itiraf ettiği belirtildi.

Dosyada Barış Dorğun’un beyanlarına da yer verildi. Dorğun, Okay Gür’ün Rojda’yı öldürüp gömdüğünü kendisine söylediğini ve susması karşılığında 1 milyon TL teklif ettiğini anlattı.

Ömer Dorğun ise arazi satışı için Okay Gür’ün çağrısı üzerine yanına gittiğini, olayla ilgisinin bulunmadığını ve daha sonra cenazeye gittiklerini savundu. Savcılık, sanıkların ifadelerindeki çelişkiler ile Barış Dorğun’un cesedin bulunduğu yeri tam olarak göstermesini dikkate alarak üç sanığın birlikte hareket ettiğini değerlendirdi.

Üç sanığın tutukluluk hali devam edecek

Diyarbakır 8’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ilk duruşmaya tutuklu sanıklar SEGBİS aracılığıyla katıldı. Müştekiler ve avukatları da salonda hazır bulundu.

Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü avukatının davaya katılma talebini kabul eden mahkeme, Diyarbakır Barosu Kadın Hakları Merkezi’nin talebini ise müştekilerin kendilerini avukatla temsil ettikleri gerekçesiyle reddetti.

Savunmaların ardından mahkeme heyeti Okay Gür, Ömer Dorğun ve Barış Dorğun’un tutukluluk hallerinin devamına hükmetti. Bazı tanıkların bir sonraki celsede dinlenmek üzere zorla getirilmesine de karar verildi.

Duruşma 7 Aralık’a ertelendi.

Matur: Tahliyesinden 1 gün sonra cinayeti işlemiş

Duruşmanın ardından yazılı açıklama yapan Diyarbakır Barosu Kadın Hakları Merkezi Yürütme Kurulu üyesi avukat Nazlı Matur, olayın yaşandığı güne ilişkin ayrıntıları aktardı.

Matur, şu ifadeleri kullandı:

“Rojda Yakışıklı, 27 Aralık 2025 tarihinde Diyarbakır'ın Sur ilçesinde, uyuşturucu ticareti suçundan tutuklu bulunduğu cezaevinden 11’inci Yargı Paketi kapsamında tahliye edilen dini nikahlı eşi Okay Gür tarafından, tahliyesinden yalnızca 1 gün sonra vahşice katledilen üç çocuk annesi genç bir kadındı. Fail, yaklaşık 4 yıl önce ‘uyuşturucu imal ve ticareti’ suçundan tutuklanarak cezaevine girmiş ve 4 yıldır cezaevinde bulunuyordu. Rojda failin tahliye edileceğini öğrendiğinde ciddi bir can güvenliği endişesi yaşamaya başladı. Bu nedenle kolluk kuvvetlerini arayarak ihbarda bulundu ve korunma talebinde bulundu. İhbardan yalnızca iki gün sonra, 27 Aralık 2025’te fail Okay Gür, eve gelir gelmez Rojda ile tartışmaya başlamış ve telefonuna el koymuştur. Telefonu incelerken Rojda'nın pantolon giydiği fotoğrafları gören fail, 'Nasıl olur da pantolon giyersin?' diyerek tartışmayı sürdürmüştür. Ardından Rojda'ya konuşmak istediğini söyleyerek onu evin garaj olarak kullanılan bölümüne götürmüştür. Failin kendi anlatımına göre, tartışmanın ardından Rojda garaj olarak kullanılan bölüme götürülmüş, burada yaklaşık 50 santimetrelik bir iple boğularak öldürülmüş ve sonrasında ikametgaha yaklaşık 3 kilometre uzaklıktaki dere yatağına gömülmüştür.”

“Haksız tahrik hükümlerinden yararlanmak istiyor”

Matur, Okay Gür’ün duruşmada dile getirdiği pişmanlık ve aldatılma iddialarının soruşturma aşamasındaki anlatımlarında bulunmadığını belirtti. Sanığın bunları haksız tahrik hükümlerinden yararlanmak ve ceza sorumluluğunu azaltmak amacıyla ileri sürdüğünü savunan Matur, şöyle devam etti:

“Sanık, soruşturma aşamasında hiç dile getirmediği birtakım iddiaları, duruşma aşamasında haksız tahrik hükümlerinden yararlanabilmek amacıyla ileri sürmüştür. Sanık, Rojda'nın kendisini aldattığını söylediğini, bu nedenle 'gözünün döndüğünü' iddia etmişse de, dosya kapsamında bu iddiayı destekleyen, Rojda'nın sanığı aldattığını veya böyle bir hususun olayın gerçekleşmesine neden olduğunu ortaya koyan herhangi bir somut delil bulunmamaktadır. Bu nedenle sanığın duruşma aşamasında ileri sürdüğü söz konusu anlatımların, olayın gerçek nedenini ortaya koymaktan ziyade eylemine gerekçe oluşturma ve haksız tahrik hükümlerinden yararlanarak ceza sorumluluğunu azaltma amacına yönelik olduğu açıktır. Müşteki vekilleri olarak amacımız, tüm sanıkların iştirak halinde kadına karşı kasten öldürme suçundan sorumlu tutularak hak ettikleri en ağır ceza olan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla cezalandırılmaları ve Rojda için adaletin sağlanmasıdır. Bir kadının kendi yaşamı üzerinde söz sahibi olmak istemesi, koruma talep etmesi, şiddet içeren bir ilişkiden ayrılmak istemesi, istediği gibi giyinmesi yahut yalnızca “hayır” demesi; şiddet görmesi ya da yaşam hakkının elinden alınmasına gerekçe olamaz”