Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul'da gerçekleştirilen Uluslararası Adalet Zirvesi'nde yaptığı konuşmada, küresel adalet sisteminden bölgesel çatışmalara, Gazze'deki gelişmelerden uluslararası suçlarla mücadeleye kadar birçok konuda değerlendirmelerde bulundu.
Zirveye ev sahipliği yapan Adalet Bakanlığını, Bakanı ve organizasyonda görev alanları tebrik eden Erdoğan, adaletin yalnızca hukuki bir kavram olmadığını, toplumsal barışın ve uluslararası güvenliğin temelini oluşturduğunu söyledi.
Adaleti, güçsüzün güçlü karşısında korunması olarak tanımlayan Erdoğan, vicdan ve hakkaniyetin bulunmadığı bir düzende gerçek adaletin sağlanamayacağını belirtti.
Birleşmiş Milletler'in yapısını eleştirdi
Birleşmiş Milletler (BM) sisteminin mevcut haliyle uluslararası toplumun iradesini yeterince yansıtmadığını savunan Erdoğan, küresel hukuk mekanizmalarının ciddi bir güven kaybıyla karşı karşıya olduğunu ifade etti.
Uluslararası anlaşmaların ve mahkeme kararlarının uygulanmasında yaşanan sorunlara işaret eden Erdoğan, şu değerlendirmeyi yaptı:
"Uluslararası anlaşmalar deyim yerindeyse hükmünü yitirmiş durumda. Uluslararası mahkemelerin verdikleri kararlar aynı şekilde uygulanamaz durumda. Neresinden tutsanız elinizde kalan bir sistem var ve bu sistemin küresel ölçekte yol açtığı sıkıntılara hepimiz tanıklık ediyoruz."
Uluslararası adalet sisteminin ağır yaralı olduğunu belirten Erdoğan, küresel düzenin itibar kaybına uğradığını ve uluslararası hukukun büyük ölçüde işlevsiz hale geldiğini savundu.
Küresel gelir eşitsizliğine dikkat çekti
Dünyadaki gelir ve servet dağılımına da değinen Erdoğan, bir kesimin yoksulluk içinde yaşam mücadelesi verirken başka bir kesimin mevcut ekonomik sistemin sunduğu imkânlardan geniş ölçüde yararlandığını söyledi.
Dünya genelinde yaklaşık 60 bin kişilik bir grubun, 4 milyar insandan üç kat daha fazla servete, gelire ve imkâna sahip olduğunu belirten Erdoğan, bu tabloyu adalet ve hakkaniyet açısından sorguladı.
İklim değişikliği konusunda da gelişmiş ülkelere eleştiriler yönelten Erdoğan, çevre kirliliğinde büyük payı bulunan ülkelerin, iklim krizine sınırlı katkıda bulunan toplumları sorunlarla baş başa bıraktığını dile getirdi.
Küresel sistemdeki yapısal sorunların yalnızca ekonomiyle sınırlı olmadığını belirten Erdoğan, enerji güvenliği, ticaret yolları, lojistik, ulaştırma koridorları, teknoloji ve sivil altyapı alanlarında da benzer sıkıntılar yaşandığını ifade etti.
Hürmüz Boğazı ve bölgesel çatışmaları gündeme taşıdı
Hürmüz Boğazı'ndaki gelişmelere dikkat çeken Erdoğan, küresel petrol ihracatının yüzde 35'inin geçtiğini belirttiği bölgede yaşanan tıkanıklığın aylardır giderilemediğini söyledi.
Erdoğan, bu durumu şu sözlerle değerlendirdi:
"Bakınız, şurası çok önemlidir. Küresel petrol ihracatının yüzde 35'inin geçtiği Hürmüz'deki tıkanıklık, onca çabaya rağmen aylardır bir türlü giderilemedi."
Rusya-Ukrayna Savaşı'nın dört buçuk yılı geride bıraktığını hatırlatan Erdoğan, çatışmalarda her ay binlerce kişinin yaşamını yitirdiğini belirtti.
Lübnan, Yemen, Somali ve Sudan'daki gelişmelere de değinen Erdoğan, farklı bölgelerde devam eden çatışmaların uluslararası güvenlik sistemindeki sorunları ortaya koyduğunu savundu.
Gazze için uluslararası topluma çağrı
Konuşmasının önemli bir bölümünü Gazze'deki insani duruma ayıran Erdoğan, bölgede üç yıldır sivillerin ağır saldırılara maruz kaldığını söyledi.
Çoğunluğu kadın ve çocuk olmak üzere 74 binden fazla Gazzelinin öldürüldüğünü belirten Erdoğan, okulların, üniversitelerin, hastanelerin ve ibadethanelerin hedef alındığını ifade etti.
Binlerce çocuğun saldırılar sonucunda uzuv kaybı yaşadığını dile getiren Erdoğan, Gazze'nin uluslararası hukuk açısından ciddi bir sınav haline geldiğini vurguladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gazze'de yaşananlardan sorumlu tuttuğu kişilerin hesap vermediği bir ortamda uluslararası adaletin sağlandığından söz edilemeyeceğini savundu.
Ateşkes ihlalleri ve Batı Şeria'daki gelişmelere değindi
Türkiye'nin katkılarıyla 2025 yılında Gazze'de ateşkes sağlandığını hatırlatan Erdoğan, 11 Ekim 2025'te yürürlüğe giren anlaşmanın İsrail hükümeti tarafından binlerce kez ihlal edildiğini öne sürdü.
Erdoğan'ın paylaştığı verilere göre, ateşkesin yürürlüğe girmesinden bu yana düzenlenen saldırılarda 1.500 Filistinli hayatını kaybetti, 5 binden fazla kişi yaralandı.
Batı Şeria'daki yasa dışı yerleşim faaliyetlerinin devam ettiğini belirten Erdoğan, devlet desteğiyle hareket ettiğini söylediği grupların organize şiddet eylemlerine başvurduğunu ifade etti.
Kudüs'teki kutsal mekânların da baskınlara maruz kaldığını savunan Erdoğan, bu alanların tarihî ve hukuki statülerinin değiştirilmek istendiğini söyledi. İsrail'in komşularının ve bölgenin huzur ve güvenliğini kendisi açısından tehdit olarak gördüğünü ileri sürdü.
Türkiye'nin İsrail'e yönelik adımlarını sıraladı
Gazze'de yaşananlar karşısında uluslararası toplumun yeterli tepkiyi göstermediğini savunan Erdoğan, yargı ve yaptırım mekanizmalarının etkili biçimde işletilmediğini belirtti.
Türkiye'nin bu süreçte attığı adımları hatırlatan Erdoğan, Uluslararası Adalet Divanında açılan davaya müdahillik başvurusu yapıldığını, İsrail'le ticari işlemlerin tamamen durdurulduğunu ve Küresel Sumud Filosu'na yönelik silahlı saldırının asıl failleri için kırmızı bülten çıkarıldığını söyledi.
Yaşananların bütün dünya açısından bir insanlık ve samimiyet sınavı olduğunu vurgulayan Erdoğan, Türkiye'nin haksızlığa uğrayan insanlara destek vermeyi sürdüreceğini belirtti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu konudaki yaklaşımını şu sözlerle ifade etti:
"Türkiye gerekirse sıkıntı çeker ama kendisine umut bağlayan, haksızlığa uğrayan insanlara da sırtını dönmez."
Sınır aşan suçlarla mücadelede kararlılık mesajı
Uluslararası organize suç örgütleriyle mücadele konusuna da değinen Erdoğan, teknolojideki gelişmelerin suç faaliyetlerini ülke sınırlarının ötesine taşıdığını söyledi.
Elektronik para kuruluşları, kripto varlıklar, soğuk cüzdanlar ve sosyal medya platformlarının suç örgütleri tarafından kullanıldığını belirten Erdoğan, uluslararası adli iş birliğinin önemine dikkat çekti.
Suç işleyerek başka ülkelere kaçan kişilerin hukuki sorumluluktan kurtulamayacağını vurgulayan Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:
"İster adi suçlu, ister uyuşturucu tüccarı, ister terör ve organize suç örgütü üyesi olsun hukukun dışına çıkan hiç kimseye dünyanın hiçbir yerinde rahat ve huzur olmamalıdır. Suç işleyip ülke dışına çıkarak adaletten kaçabileceğini sananlar nereye saklanırlarsa saklansın kendilerini güvende hissetmemelidir."
2026'nın ilk dokuz ayında 294 kişi Türkiye'ye iade edildi
Türkiye'nin suçluların iadesi konusunda yürüttüğü çalışmalara ilişkin rakamları da paylaşan Erdoğan, 2026 yılının ilk dokuz ayında 294 kişinin Türkiye'ye iadesinin sağlandığını açıkladı.
Aynı dönemde farklı arama kararları kapsamında 736 kişinin ülkeye getirildiğini belirten Erdoğan, uluslararası adli yardımlaşmada haklı taleplerin karşılanması gerektiğini söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şu ifadelerle sürdürdü:
"Sadece 2026'nın ilk 9 ayında 294 kişinin ülkemize iadesini sağladık. Aynı dönemde farklı aramalar kapsamında 736 kişiyi ülkemize getirdik. Uluslararası adli iş birliğinde haklı taleplere karşılık verilmesi esastır. Türk adaleti er ya da geç ama gereğini mutlaka yapacaktır."


























