Ters Gazete’ye konuşan Psikolog Rukan Yalçın, insanların yargılanma veya eleştirilme kaygısı yaşamadan yapay zekâ sistemlerine sorunlarını anlatabilmesinin bu araçları cazip hale getirdiğini söyledi. Ancak bu rahatlığın, yapay zekânın kişiyi bir ruh sağlığı uzmanı gibi değerlendirebildiği anlamına gelmediğini vurguladı.

“PROFESYONEL DEĞERLENDİRME OLARAK KABUL EDİLMEMELİ”

Yapay zekâya psikolojik sorular yöneltmenin en önemli risklerinden birinin, verilen yanıtların profesyonel değerlendirme olarak görülmesi olduğunu belirten Yalçın, yapay zekânın kişinin psikolojik durumunu ve yaşadığı sorunun nedenlerini bir uzman gibi bütüncül biçimde değerlendiremeyeceğine dikkat çekti.

Yalçın, “Verilen yanıtın yanlış anlaşılması veya yanlış uygulanması, kişinin gerçek sorununu gözden kaçırmasına ve profesyonel destek alma sürecinin gecikmesine neden olabilir” dedi.

Aynı psikolojik belirtinin farklı kişilerde farklı nedenlerle ortaya çıkabileceğine işaret eden Yalçın, kişinin yaşam öyküsü ve klinik durumu değerlendirilmeden sunulan önerilerin eksik veya yanlış yönlendirmelere yol açabileceğini ifade etti.

NEDEN YAPAY ZEKÂYA ANLATMAK DAHA KOLAY GELİYOR?

İnsanların psikolojik sorunlarını bir uzmana veya çevresindeki kişilere anlatmak yerine yapay zekâya yönelmesinin arkasında çeşitli psikolojik nedenler bulunabileceğini söyleyen Yalçın, özellikle yargılanma ve eleştirilme kaygısına dikkat çekti.

Yalçın, “Kişinin karşısında kendisini eleştirecek, yargılayacak veya yanlış anlayacak bir insan olmadığı düşüncesi etkili olabilir. Özellikle duygularını başkalarıyla paylaşmakta zorlanan kişiler, yapay zekâ ile konuşurken daha az çekince yaşayabiliyor” ifadelerini kullandı.

Ancak yapay zekâyla konuşurken hissedilen rahatlığın, sistemin kişiyi bir uzman kadar doğru değerlendirdiği anlamına gelmediğini vurguladı.

SÜREKLİ ONAYLANMA HATALI DÜŞÜNCELERİ GÜÇLENDİREBİLİR

Yalçın’ın dikkat çektiği bir başka risk ise yapay zekâ sistemlerinin kullanıcıya sürekli onaylayıcı yanıtlar vermesi.

Kişinin zaten güçlü biçimde inandığı bir düşüncenin sürekli doğrulanmasının, farklı bakış açılarını değerlendirme ihtiyacını azaltabileceğini belirten Yalçın, psikoterapide amacın yalnızca kişiyi onaylamak olmadığını söyledi.

Yalçın, terapi sürecinde gerektiğinde kişinin düşüncelerinin, duygularının ve davranışlarının birlikte ele alındığını; alternatif bakış açılarının değerlendirilmesinin de sürecin önemli bir parçası olduğunu ifade etti.

DUYGUSAL BAĞIMLILIK VE SOSYAL İLİŞKİLERDEN UZAKLAŞMA RİSKİ

Yapay zekâ ile uzun süreli ve yoğun iletişimin bazı kişiler açısından duygusal bağımlılık ve sosyal ilişkilerden uzaklaşma riskini beraberinde getirebileceğine değinen Yalçın, yapay zekânın sürekli ulaşılabilir olmasının bu noktada etkili olabileceğini söyledi.

İnsanların anlaşılma, kabul edilme ve ait olma ihtiyacı taşıdığını belirten Yalçın, bazı kişilerin zaman içerisinde yapay zekâyla iletişimi gerçek insan ilişkilerinden daha kolay veya güvenli görmeye başlayabileceğini ifade etti.

Yalçın, özellikle kişinin sosyal çevresinden giderek uzaklaşması, sorunlarını yalnızca yapay zekâyla paylaşması ve bu iletişimi gerçek ilişkilerin yerine koymasının dikkat edilmesi gereken işaretlerden olduğunu belirtti.

DEPRESYON VE İNTİHAR DÜŞÜNCESİNDE KRİTİK UYARI

Depresyon, yoğun kaygı, travma veya intihar düşüncesi gibi ciddi durumlarda yalnızca yapay zekâdan yardım istemenin sakıncalı olabileceğini belirten Yalçın, profesyonel desteğin geciktirilmemesi gerektiğini vurguladı.

Yalçın, “Kişinin yaşadığı durumun doğru değerlendirilmemesi, yanlış yönlendirilmesi veya profesyonel desteğe başvurma sürecinin gecikmesi söz konusu olabilir. Özellikle intihar düşüncesi veya kendine zarar verme riski varsa mutlaka bir ruh sağlığı uzmanından profesyonel destek alınmalıdır” dedi.

ÇOCUKLAR VE ERGENLER İÇİN RİSK DAHA FAZLA OLABİLİR

Çocuklar ve ergenlerin yapay zekâdan aldıkları psikolojik tavsiyelere yaklaşımında ayrıca dikkatli olunması gerektiğini söyleyen Yalçın, bu yaş grubunun gelişimsel özelliklerine işaret etti.

Eleştirel değerlendirme, riskleri öngörme ve duygusal düzenleme becerilerinin gelişim sürecinde olması nedeniyle çocuk ve ergenlerin yapay zekâ tarafından verilen yanıtları doğru veya kesin bilgi olarak kabul etme ihtimalinin daha yüksek olabileceğini belirtti.

Yalçın, “Bu yaş grubunda yapay zekânın bir yetişkinin, ebeveynin veya uygun bir ruh sağlığı uzmanının yerini almaması özellikle önemlidir” ifadelerini kullandı.

ÖZEL BİLGİLERİ PAYLAŞIRKEN DİKKAT

Yapay zekâ kullanımındaki bir diğer önemli başlığın kişisel verilerin gizliliği olduğunu belirten Yalçın; kimlik, adres, telefon numarası, finansal bilgiler ve özel hayata ilişkin hassas ayrıntıların gereksiz yere paylaşılmaması gerektiğini söyledi.

Kullanıcıların tercih ettikleri uygulamaların hangi verileri topladığını, bu verilerin nasıl işlendiğini ve saklama politikalarını incelemelerinin önemine değinen Yalçın, dijital ortamda mahremiyetin korunmasının ruh sağlığı alanında da önemli olduğunu ifade etti.

NE ZAMAN UZMANA BAŞVURULMALI?

Yalçın’a göre profesyonel desteğe başvurulması gerektiğini gösteren en önemli kriterlerden biri, yaşanan psikolojik sorunun günlük hayatı belirgin biçimde etkilemeye başlaması.

Uyku ve iştah değişiklikleri, uzun süren yoğun kaygı, çökkünlük, sosyal hayattan uzaklaşma, iş veya okul performansında düşüş, tekrarlayan panik belirtileri ve travma sonrası yoğun belirtilerin profesyonel destek ihtiyacına işaret edebileceğini belirten Yalçın, kişinin kendi başına baş etmekte zorlandığı durumlarda da bir uzmana başvurması gerektiğini söyledi.

“AKICI BİR CEVAP, KLİNİK OLARAK DOĞRU OLDUĞU ANLAMINA GELMEZ”

Yapay zekâ tarafından verilen psikolojik tavsiyelerin güvenilirliğini kullanıcıların her zaman kolaylıkla değerlendiremeyebileceğini belirten Yalçın, sistemlerin oldukça ikna edici ve kendinden emin görünen yanıtlar oluşturabileceğine dikkat çekti.

Yalçın, “Bir cevabın akıcı veya güven verici olması onun klinik açıdan doğru olduğu anlamına gelmez” diyerek özellikle ruh sağlığıyla ilgili bilgilerin profesyonel kaynaklarla ve gerektiğinde uzmanlarla değerlendirilmesinin önemini vurguladı.

YAPAY ZEKÂ İÇİN ETİK VE YASAL DENETİM ÇAĞRISI

Ruh sağlığı alanında kullanılan yapay zekâ uygulamalarının etik ve yasal açıdan da ele alınması gerektiğini belirten Yalçın, bu sistemlerin sınırlarının, sorumluluklarının, veri güvenliği politikalarının ve kriz durumlarında nasıl hareket edeceğinin açık şekilde belirlenmesi gerektiğini söyledi.

Teknolojik gelişmelerle birlikte etik ilkelerin, kullanıcı güvenliğinin ve uzman denetiminin de gelişmesi gerektiğini ifade etti.

“ANLAŞILMIŞ HİSSETMEK İLE KLİNİK OLARAK ANLAŞILMAK AYNI ŞEY DEĞİL”

“Yapay zekâ beni herkesten daha iyi anlıyor” diyenlere de seslenen Yalçın, yapay zekânın empatik görünen yanıtlar verebilmesine rağmen gerçek bir terapötik ilişkinin yerini tutmadığını vurguladı.

Yalçın, şu değerlendirmede bulundu:

“Anlaşıldığınızı hissetmeniz önemli; ancak anlaşılmış hissetmek ile klinik olarak anlaşılmak aynı şey değildir. Yapay zekâ kişinin söylediklerini analiz ederek oldukça uygun ve empatik görünen cevaplar verebilir. Fakat bir insanın yaşam öyküsünü, beden dilini, ilişkilerini, geçmiş deneyimlerini ve terapi sürecinde ortaya çıkan değişimleri bir uzmanla aynı şekilde değerlendirdiğini varsaymamak gerekir.”

Yalçın, yapay zekâyla kurulan iletişimin gerçek insan ilişkilerinin ve ihtiyaç duyulduğunda profesyonel psikolojik desteğin yerine geçmemesi gerektiğinin altını çizdi.

ÖZEL HABER: UĞURCAN BAYRAKDAR