Antik Roma'nın en dikkat çekici sanat eserlerinden biri olan Lycurgus Kupası, yaklaşık 1600 yıl sonra bilim dünyasında yeniden gündeme geldi. İngiltere'deki Sheffield Üniversitesi araştırmacıları, milattan sonra 4. yüzyılda üretilen ve farklı ışık koşullarında renk değiştiren camın optik özelliklerini yeniden oluşturdu. Uzun yıllardır bilim insanlarının ve cam ustalarının ilgisini çeken çalışma, 5 Kasım 2026'da Popular Mechanics tarafından da haberleştirildi.

British Museum'da sergilenen tarihi kupa, üzerine düşen ışığı yansıttığında yeşim yeşili görünürken arkasından ışık geçirildiğinde yakut kırmızısına dönüşüyor. Antik dönemin ileri düzey cam işçiliğini ortaya koyan bu özellik, modern bilimsel yöntemlerle yeniden üretildi.

Antik Roma'nın renk değiştiren camının sırrı ne?

Lycurgus Kupası'nın renk değiştirmesinin arkasında, camın yapısında bulunan son derece küçük altın ve gümüş parçacıkları yer alıyor. Nanoparçacık olarak adlandırılan bu yapılar, ışığın farklı dalga boylarıyla etkileşime girerek camın görünümünü değiştiriyor.

Bilim insanlarına göre ışık camın arkasından geçtiğinde nanoparçacıklar mavi ve yeşil ışığın önemli bir bölümünü engelliyor. Kırmızı ve turuncu ışığın geçişi ise camın kırmızı görünmesini sağlıyor. Işığın cam yüzeyinden yansıdığı koşullarda farklı bir etkileşim gerçekleşiyor ve eser yeşil renkte görülüyor.

Bilimsel olarak dikroik etki adı verilen bu özellik, Roma dönemindeki cam ustalarının malzeme işleme konusunda ulaştığı teknik düzeyi gözler önüne seriyor.

25 yıllık deneyimle antik teknik yeniden oluşturuldu

Sheffield Üniversitesi Kimya, Malzeme ve Biyoloji Mühendisliği Bölümünde görev yapan Dr. Lisa Hollands, Roma camları konusunda uzman Prof. Caroline Jackson ile birlikte tarihi camın üretim koşullarını araştırdı.

Cam üretimi alanında 25 yılı aşkın deneyime sahip olan Hollands, farklı fırın türleri, ham maddeler ve oksijen seviyeleri üzerinde deneyler gerçekleştirdi. Araştırma sırasında karışıma şeker eklenmesi de dahil olmak üzere çeşitli yöntemler denendi.

Denemelerin ardından altın ve gümüşün cam içerisinde istenen nanoparçacık yapısını oluşturmasını sağlayan bir üretim yöntemi geliştirildi. Böylece yansıyan ışıkta yeşil, içinden geçen ışıkta kırmızı görünen cam elde edildi.

Araştırmanın önemli yönlerinden biri, benzer optik etkilerin daha önce de elde edilmiş olmasına karşın tarihi eserin renklerini tekrarlanabilir bir cam üretim yöntemiyle yeniden oluşturması oldu.

1600 yıllık eser modern sanatla buluşuyor

Araştırmanın sonuçları yalnızca laboratuvar ortamında kalmadı. İngiliz cam sanatçısı Elliot Walker, geliştirilen camı kullanarak Lycurgus Kupası'ndan esinlenen çağdaş bir heykel hazırladı.

Netflix'te yayımlanan Blown Away yarışmasının ikinci sezonunu kazanan Walker, eserinde antik Roma mitolojisi ile modern cam sanatını bir araya getirdi.

Heykelin, 6-15 Kasım 2026 tarihlerinde Sheffield'daki Millennium Gallery'de düzenlenecek Festival of the Mind etkinliğinde ziyaretçilerle buluşması planlanıyor. Eserin daha sonra Sheffield Üniversitesi bünyesindeki Turner Museum of Glass'ta kalıcı olarak sergilenmesi bekleniyor.

Antik cam teknolojisi geleceğin bilimsel çalışmalarına katkı sağlayabilir

Araştırmacılar, elde edilen bulguların yalnızca tarihi cam üretim tekniklerini anlamak açısından önemli olmadığını belirtiyor.

Cam içerisindeki nanoparçacıkların ışıkla etkileşimini kontrol edebilmek, fotonik malzemelerin geliştirilmesine yönelik araştırmalara da katkı sağlayabilir. Bu tür malzemeler, ışığın yönlendirilmesi ve kontrol edilmesi gereken teknolojilerde kullanılıyor.

Çalışmanın bağlantılı olduğu bir diğer araştırma alanı ise radyoaktif atıkların cam içerisinde güvenli biçimde depolanması. Camın yapısında kristallerin hangi koşullarda oluştuğunu anlamak, atıkların uzun süreli depolanmasına yönelik malzemelerin geliştirilmesine yardımcı olabilir.

Bununla birlikte araştırmacılar, yeniden üretilen renk değiştiren camın şimdilik ağırlıklı olarak dekoratif amaçlarla kullanılmasının beklendiğini ifade ediyor.

Yaklaşık 1600 yıl önce Romalı ustaların geliştirdiği sıra dışı cam işçiliği, modern malzeme bilimi sayesinde yeniden üretilebilir hâle gelirken antik çağın teknik bilgisinin günümüz araştırmalarına nasıl katkı sunabileceğini de ortaya koyuyor.