Başkentte çukurdan geçilmiyor, sokaklar kanalizasyon kokuyor. Peki belediyeler nerede?
2026 yılındayız. Türkiye’nin başkentinde, Ankara’da yaşıyoruz. Ama bazı yolları görünce insan kendisini 20-30 yıl öncesinde sanıyor. Çukurlar, bozuk asfaltlar, yarım kalan çalışmalar, kanalizasyon kokuları…
Ankara’nın altyapısı her geçen gün biraz daha geriye gidiyor. Üstelik bütün bunlar yaşanırken belediyelerden ciddi bir hareket göremiyoruz.
Özellikle Etimesgut ve Çankaya’nın bazı bölgeleri adeta kaderine terk edilmiş durumda.
Buyurun, birkaç örnek verelim.
Etimesgut Yapracık’ta ölüm çukurları!
Yapracık bölgesinde, Yurtkent Villaları’na giden ana yolda öyle çukurlar var ki insanın aklı almıyor. Bunlar birkaç günlük değil, aylardır orada!


Buradan Etimesgut Belediyesi mi sorumlu, Ankara Büyükşehir Belediyesi mi, doğrusu artık vatandaşın umurunda değil. Vatandaş kimin sorumlu olduğunu değil, yolunun yapılmasını istiyor.
Bir araç o çukura girse kaza yapmaması neredeyse mucize. Kaza olmasa bile araçlara verilen zarar, heba edilen milli servet kimin umurunda?
Bir üst geçit 15 ayda bitmez mi?
Gelelim Çankaya Üniversitesi’nin Eskişehir Yolu üzerindeki üst geçit çalışmasına.
Tam 15 ay! Bir üst geçit çalışması için 15 aydır vatandaşın çektiği eziyeti anlatmaya kelimeler yetmiyor.
Hani devasa bir köprü yapılıyor olsa, insan bir nebze anlayacak. Ama ortada basit bir üst geçit var. Vatandaş aylardır çamurun, çukurun, bariyerlerin ve şantiye karmaşasının arasında yol bulmaya çalışıyor. Üstelik yaya geçişleri de başlı başına bir eziyet.

Sayın Mansur Yavaş, bu çalışma Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin sorumluluğundaysa 15 aydır neden bitmediğinin hesabını vatandaşa vermelisiniz.
Yok, Karayollarının sorumluluğundaysa o zaman Karayolları Genel Müdürlüğü ve Ulaştırma Bakanlığı yetkilileri gelip vatandaşın yaşadığı bu tabloyu yerinde görmeli. Buradan Sayın Bakan Abdulkadir Uraloğlu’na da açık çağrı yapmış olalım. Bu durumdan haberdar olduğu zaman gerekeni yapıp, ihmalin hesabını soracağına şüphem yok…
Sorumluluk kimdeyse çözüm de onda olmalı. Vatandaş kurumlar arasındaki yetki tartışmasının bedelini ödemek zorunda değil.
Ümitköy’de kanalizasyon kokusu!
Şimdi gelelim Ankara’nın en nezih, en değerli, en pahalı yerleşim bölgelerinden Ümitköy ve Çayyolu’na.
Buralarda da artık çukurdan geçilmiyor. Üstelik birkaç aydır Ümitköy’ün bazı bölgelerinde hissedilen ağır kanalizasyon kokusu insanı isyan ettiriyor.
Ankara’nın gözde semtlerinden birinde insanlar evlerinin çevresinde, sokaklarında bu kokuyla yaşamak zorunda mı?
Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin, Çankaya Belediyesi’nin, Etimesgut Belediyesi’nin hiç mi gezici denetim ekibi yok? Hiç mi saha kontrolü yapılmıyor?
Geçtiğimiz günlerde Konya’dan geçerken tesadüfen bir belediye aracı dikkatimi çekti. Üzerinde kocaman “Yol Bozuklukları İzleme Sistemi” yazıyordu.

İşte tam da bu!
Konya Büyükşehir Belediyesini tebrik ediyorum…
Yolları denetleyen, bozuklukları tespit eden, sorunları ilgili birimlere bildiren ekipler…
Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin böyle bir sistemi, böyle bir denetim ekibi yok mu? Yoksa var da biz mi göremiyoruz?
Yolların bu hâle gelmesi için illa bir vatandaşın kaza yapması mı gerekiyor?
Ankara halkı neden susuyor?
Asıl düşündürücü olan ise başka bir mesele.
Bu tablo Kocaeli’de, Kayseri’de veya Konya’da yaşansa vatandaşın göstereceği tepkiyi tahmin etmek zor değil. Belediye yönetimleri çok daha ağır eleştirilerle karşı karşıya kalırdı.
Ama Ankara’da sanki başka bir anlayış hâkim.
Hizmetin kalitesi, yolların durumu, altyapının yeterliliği ikinci plana atılıyor. Siyasi tercihler, hizmetin önüne geçiyor.
Sanki bazı vatandaşlarımız için belediyenin çalışıp çalışmamasının önemi yok. Yeter ki siyasi olarak karşısında durduğu isim kazanmamış olsun!
Kardeşim, bu nasıl bir anlayış?
Senin siyasi tercihin başka olabilir, benimki başka. Ama hepimiz aynı yollardan geçiyoruz, aynı sokaklarda yaşıyoruz. Çocuğumuz, ailemiz, aracımız bu yolları kullanıyor.
Hizmet istemek siyasi bir tercih değil, vatandaşlık hakkıdır.
Sayın Mansur Yavaş, biraz burnunuzu belediye binasından çıkarıp Ankara sokaklarına bakın. Bir gün makam aracınızdan inin, Yapracık’a gidin, Yurtkent Villaları yolunu görün. Çankaya Üniversitesi’nin önünde vatandaşın nasıl geçiş yapmaya çalıştığını izleyin. Ümitköy’de bir tur atın.
Ankara, Türkiye’nin başkentidir. Bir dünya başkentinden söz etmiyorum; önce yaşanabilir bir şehir olmasını istiyorum.
Çünkü mesele yalnızca birkaç çukur, birkaç koku, bitmeyen bir üst geçit değil.
Mesele, vatandaşın vergisiyle oluşan milli servetin korunması, insan hayatına verilen değer ve belediyecilik sorumluluğudur.
Başkent Ankara bunu hak etmiyor!
Ankara kokuyor Sayın Başkan!
Hem de sadece kanalizasyon kokmuyor…
İhmalkârlık kokuyor, sahipsizlik kokuyor, denetimsizlik kokuyor!










































