Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, CNN Türk’te Hakan Çelik’in sunduğu “Hafta Sonu” programına konuk oldu. 2026-2027 eğitim öğretim yılının başlamasıyla birlikte gündemdeki soruları yanıtlayan Tekin, eğitim sistemindeki uygulamalar ve yeni döneme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Öğretmenlerin yoğun emek ve mesai harcadığını vurgulayan Tekin, yeni eğitim öğretim yılının öğretmenlere, öğrencilere ve velilere hayırlı olmasını diledi. Eğitimin ekonomik kalkınmadan toplumsal barışa kadar pek çok alanı etkilediğini belirten Bakan, bu sorumlulukla hareket ettiklerini söyledi.
Eğitim bütçesi ve PISA değerlendirmesi
Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde izleme, değerlendirme ve denetim mekanizmalarının bulunduğunu anlatan Tekin, genel müdürlüklerdeki ilgili birimlerin eğitim faaliyetlerini yıl boyunca takip ettiğini ifade etti. İç denetim birimleri ve teftiş başkanlığının çalışmalarının da Strateji Başkanlığı aracılığıyla raporlandığını belirtti.
Tekin, kurum içi değerlendirmelerin yanı sıra uluslararası araştırmaların da önemli olduğunu vurgulayarak OECD bünyesindeki PISA çalışmalarının, Türkiye’nin eğitim alanındaki durumunu diğer ülkelerle karşılaştırma ve hazırlanan raporların güvenilirliğini değerlendirme imkânı sunduğunu söyledi.
2002-2003 eğitim öğretim yılında derslik ve öğretmen başına düşen öğrenci sayısı ile eğitimde teknoloji kullanımı bakımından Türkiye’nin OECD ortalamalarının gerisinde bulunduğunu ifade eden Tekin, PISA 2003 döngüsünde Türkiye’nin 38 OECD üyesi ülke arasında ilk 30’da yer almadığını belirtti.
2002 bütçesinde eğitime ayrılan kaynağın yüzde 7 olduğunu söyleyen Tekin, sonraki yıllarda eğitime bütçeden en büyük payın ayrıldığını ifade etti. 2027 bütçesi için hazırlıkların sürdüğünü belirten Bakan, eğitimin gelecek yıl da ilk sırada yer almasını beklediğini söyledi.
Tekin, bu yıl eğitim bütçesinin aldığı payın 2002’deki seviyenin iki katına ulaştığını belirterek, yapılan yatırımlarla derslik ve öğretmen başına düşen öğrenci sayısında OECD ortalamalarının üzerine çıkıldığını ifade etti.
Sınıflarda cep telefonu kullanımına ilişkin önlemler
Tekin, 8 Eylül’de yapılan toplantıda ülkelerin PISA başarısını artırmaya yönelik tavsiyelerin ele alındığını söyledi. Bu tavsiyeler arasında ailelerin eğitim sürecine daha fazla katılması ve cep telefonu kullanımının sınırlandırılması bulunduğunu belirtti.
Bakanlık olarak aile katılımını artırmaya yönelik çalışmaları üç yıldır sürdürdüklerini anlatan Tekin, bu yıl çocuğu okula ilk kez başlayan veliler için uyum haftasında 9 saatlik ebeveyn eğitimini zorunlu hale getirdiklerini açıkladı.
Cep telefonlarının PISA başarısı üzerindeki etkisine de değinen Tekin, öğrencilerin telefonlarını dersliklere sokmasını engelleyecek tedbirler aldıklarını ve Türkiye’nin bu uygulamayı hayata geçiren ilk ülkeler arasında bulunduğunu söyledi.
“Deprem riskli okulumuz kalmadı”
Okul binalarının depreme karşı güvenliği hakkında da konuşan Tekin, Türkiye genelinde 750 binin üzerinde derslik bulunduğunu belirtti.
2002’den bu yana yaklaşık 500 bin yeni dersliğin eğitim sistemine kazandırıldığını ifade eden Bakan, risk taşıyan okulların yeniden yapıldığını veya kapatıldığını söyledi.
Tekin, deprem güvenliği konusunu öncelikli alanlardan biri olarak ele aldıklarını belirterek, “Deprem riskli okulumuz kalmadı” açıklamasında bulundu.
Öğretmenlerin kıyafetlerinde yeni uygulama
Öğretmenlerin kılık kıyafetine ilişkin düzenlemeleri de değerlendiren Tekin, resmî okullarda görev yapan öğretmenlerin devlet memuru statüsünde olduğunu ve kamu personeline yönelik kılık kıyafet yönetmeliğine uymakla yükümlü bulunduklarını hatırlattı.
Okullarda öğretmenlerin kıyafetleri ve tişörtlerde yer alan mesajlarla ilgili tartışmalar yaşandığını, velilerden CİMER aracılığıyla çok sayıda şikâyet geldiğini belirten Tekin, öğretmenlerin rahat edebilmesi amacıyla önlük kullanımını tercih ettiklerini söyledi.
Geçmiş yıllarda öğretmenlere önlük hediye ettiklerini anlatan Bakan, uygulamanın okullarda başladığını ve ziyaret ettiği 5-6 okulda öğretmenlerle bir araya gelerek önlüğün gerekçesini açıkladığını ifade etti.
Okul kayıtlarında alınan önlemler
Tekin, Türkiye’de yaklaşık 65 bin resmî devlet okulu bulunduğunu belirterek, bütün okulların ve öğretmenlerin Bakanlık açısından eşit olduğunu söyledi.
Önceki yıllarda bazı velilerin belirli öğretmenleri tercih etmek için okul yönetimlerine başvurduğunu, bunun da öğretmenler arasında dengesizliğe yol açtığını ifade eden Tekin, öğrencilerin sınıf ve şubelere belirlenen ölçütlere göre eşit biçimde dağıtılması uygulamasını hayata geçirdiklerini anlattı.
Adrese dayalı kayıt sistemine de değinen Tekin, hangi sokak ve apartmandaki öğrencinin hangi okula kayıt yaptıracağının elektronik sistemde tanımlandığını belirtti.
Velilerin kayıt bölgesi dışındaki okullara yönelmesinin bazı okullarda kapasite artışına, diğerlerinde ise öğrenci sayısının düşmesine ve öğretmenlerin norm fazlası durumuna gelmesine neden olduğunu söyledi.
Bu yıl başka kişilerin adreslerini göstererek okul kaydı yaptırılmasının önüne geçtiklerini açıklayan Tekin, alınan önlemler sayesinde okul kayıt ücreti tartışmalarının en aza indiğini ifade etti.
Suriyeli öğrenci sayısını açıkladı
Türkiye’deki Suriyeli öğrencilerin durumuna ilişkin bilgi veren Bakan Tekin, okullarda yaklaşık 550 bin Suriyeli öğrenci bulunduğunu söyledi.
Tekin, yaklaşık 260 bin Suriyelinin de okullardan ayrıldığını belirtti.
Yapay zekâ destekli “Dilim MEB” uygulaması
Eğitimde yapay zekâ kullanımına ilişkin soruyu da yanıtlayan Tekin, kişisel olarak yapay zekâdan yararlanmadığını, geleneksel yöntemleri tercih ettiğini söyledi. Çocuklarının ise yapay zekâyı kullandığını ve çeşitli sorular yönelttiğini anlattı.
Bakanlık bünyesinde eğitimde yapay zekâ kullanımına yönelik bir daire başkanlığı bulunduğunu belirten Tekin, genel müdürlüklerin yapay zekâdan yararlanabilecekleri alanlar üzerinde bu birimle çalıştığını ifade etti.
Yabancı dil eğitimi için geliştirilen “Dilim MEB” uygulamasının şu anda Türkçe ve İngilizce eğitim verdiğini açıkladı.
Uyum haftasına katılım yüzde 91 oldu
Uyum haftasında okula yeni başlayan öğrencilerin aileleriyle birlikte karşılandığını anlatan Tekin, rehber öğretmenlerin velilerle ebeveynlik ve iletişim konularında görüşmeler yaptığını söyledi.
Kamu personeli olan velilere genelgeyle izin verildiğini belirten Bakan, son verilere göre uyum haftasına katılım oranının yüzde 91’e ulaştığını bildirdi.
Ara tatil kaldırılacak mı?
Ara tatil uygulamasına ilişkin açıklamasında Tekin, eğitim takviminin hazırlanmasında yasal sürelerin belirleyici olduğunu söyledi.
Mevzuata göre öğrencilerin yılda 180 iş günü okula gitmesi, öğretmenlerin ise kanun kapsamında iki ay tatil yapması gerektiğini belirten Tekin; 29 Ekim, 1 Ocak, 23 Nisan, 1 Mayıs, 19 Mayıs ile Ramazan ve Kurban bayramlarının da takvimde yer aldığını hatırlattı.
Bu sürelerin bir araya getirilmesinin zaman zaman takvim oluşturmayı güçleştirdiğini ifade eden Bakan, son iki yıldır bayramların ara tatil dönemine denk gelmesi sayesinde sorun yaşanmadığını söyledi.
Tekin, ara tatilin takvime yerleştirilebildiği sürece uygulanabileceğini, ancak gerekli sürelerin karşılanamaması halinde ara tatil uygulamasının yapılmayabileceğini belirtti.
Ruhban Okulu için nihai kararı devlet verecek
Ruhban Okulu’nun yeniden açılması konusuna da değinen Tekin, bunun önemli bir devlet kararı olduğunu ifade etti.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve dış politikayı yürüten devlet görevlilerinin, okulun açılmasının ülke yararına olacağını değerlendirmesi halinde Bakanlık olarak buna yönelik hazırlık yaptıklarını belirten Tekin, nihai kararın Cumhurbaşkanı Erdoğan ve devlet tarafından verileceğini söyledi.






















