Ülkemizin gündemi geçtiğimiz hafta yine oldukça hareketli geçti.
Emniyet teşkilatındaki önemli görev değişikliklerinden TOKİ’nin indirim kampanyasına, yeni eğitim öğretim yılından akaryakıt fiyatlarına kadar vatandaşımızı yakından ilgilendiren gelişmeler yaşandı.

Emniyette yeni dönem

Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla yayımlanan Emniyet Müdürleri Kararnamesi ile Emniyet Genel Müdürlüğünde kapsamlı görev değişiklikleri yapıldı.
Dört Emniyet Genel Müdür Yardımcısı atanırken 39 ilin emniyet müdürü değişti, 24 ilin emniyet müdürü ise merkeze alındı. Emniyet Genel Müdürlüğünün merkez teşkilatında da önemli görevlendirmeler gerçekleştirildi.
Türkiye; terörle, uyuşturucuyla, organize suç örgütleriyle, kaçakçılıkla ve siber suçlarla aynı anda mücadele eden güçlü bir devlettir. Bu mücadelenin sahadaki en önemli güçlerinden biri de şüphesiz Türk Polis Teşkilatıdır. Her yeni görevlendirme, beraberinde büyük bir sorumluluk getirir. Çünkü söz konusu olan milletimizin huzuru, çocuklarımızın güvenliği ve devletimizin bekasıdır.
Başta yeni takım arkadaşları oluşturan kıymetli İçişleri Bakanımız Mustafa Çiftçi olmak üzere yeni görevlerine atanan emniyet mensuplarımızı tebrik ediyor, görev yerleri değişen müdürlerimize başarılar diliyorum.
Kararnamenin Emniyet Teşkilatımıza, ülkemize ve aziz milletimize hayırlı olmasını temenni ediyorum.

TOKİ’den yüzde 25 indirim

TOKİ’den ev veya iş yeri satın alan vatandaşlarımızın her yıl beklediği geleneksel indirim kampanyasının bu yılki takvimi de belli oldu.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı, Sayın Murat Kurum’un açıkladığı kampanya 22 Eylül’de başlayacak ve 19 Ekim’e kadar devam edecek.
Borcunun tamamını peşin kapatan vatandaşlarımıza yüzde 25 indirim uygulanacak. Borcun tamamını kapatamayan ancak bakiyenin en az yüzde 25’ini ödeyebilen hak sahipleri de ödedikleri miktar üzerinden aynı indirimden yararlanabilecek.
Her yıl uygulanan bu kampanya, ödeme imkânı bulunan TOKİ hak sahipleri açısından önemli bir fırsat oluşturuyor. Yararlanmak isteyen vatandaşlarımızın başvuru tarihlerini ve şartlarını dikkatle takip etmelerinde fayda var.
Kampanyanın bütün hak sahiplerine hayırlı olmasını diliyorum.

Yeni eğitim yılı, yeni umutlar

Uzun bir yaz tatilinin ardından milyonlarca öğrencimiz yeniden sıralarıyla, öğretmenleriyle ve arkadaşlarıyla buluştu.
Yeni eğitim öğretim yılı yalnızca öğrencilerimiz için değil; ailelerimiz, öğretmenlerimiz ve ülkemizin geleceği için de yeni bir başlangıçtır.
Millî Eğitim Bakanlığımızın Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli çerçevesinde attığı adımları önemsiyorum. Eğitimin yalnızca sınav kazandıran değil; millî ve manevi değerlerine bağlı, ailesine, milletine ve devletine karşı sorumluluk taşıyan nesiller yetiştiren bir yapıya kavuşması gerekiyor.
Diğer taraftan kırtasiye, forma, servis ve yemek giderlerinin aile bütçelerine getirdiği yükü de görmeliyiz. Özellikle birden fazla çocuğunu okutan dar ve orta gelirli ailelerimiz için okul masrafları ciddi bir kalem hâline geldi.
Devletimiz bugüne kadar öğrencilerimize ders kitaplarından burslara, ücretsiz yemekten taşımalı eğitime kadar pek çok alanda destek verdi. Bu desteklerin hayat şartları dikkate alınarak daha da güçlendirilmesi ailelerimizi rahatlatacaktır.
Yeni eğitim öğretim yılının öğrencilerimize, öğretmenlerimize ve velilerimize hayırlı olmasını diliyorum.
Allah bütün evlatlarımıza zihin açıklığı versin.

Mazot 100 lirayı aştıysa mesele sadece depo değildir

Gelelim haftanın en fazla konuşulması gereken başlığına…
Motorinin litre fiyatı bazı şehirlerimizde 100 liranın üzerine çıktı.
Akaryakıt fiyatını yalnızca otomobil sahiplerini ilgilendiren bir mesele olarak görmek büyük hata olur. Çünkü mazot yalnızca vatandaşın aracının deposuna girmiyor.
Tarlayı süren traktör mazotla çalışıyor.
Ürünü hâle taşıyan kamyon mazot yakıyor.
Hâlden pazara, pazardan markete giden her ürünün maliyetine mazot ekleniyor.
Fabrikadaki ham maddeden şehirler arası taşımacılığa, ekmekten meyve ve sebzeye kadar hemen her ürünün fiyatında akaryakıtın payı bulunuyor.
Kısacası mazota gelen zam, yalnızca pompadaki tabelada kalmıyor; kısa süre sonra market rafına, pazar tezgâhına, nakliye ücretine ve vatandaşın mutfağına yansıyor.
Hükümetin enflasyonu düşürmek için ciddi bir mücadele verdiğini biliyor ve bu mücadeleyi destekliyoruz. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan da enflasyon meselesini milletimizin gündeminden çıkarmakta kararlı olduklarını defalarca ifade etti.
Hazine ve Maliye Bakanımız Sayın Mehmet Şimşek de zaman zaman Türkiye’deki fiyatları dünya ülkeleriyle karşılaştırarak değerlendirmelerde bulunuyor. Üzülerek ifade etmeliyim ki , sayın Bakanın, özellikle Mazot fiyatları konusundaki en son değerlendirmesine katılamayacağım.
Elbette dünyadaki petrol fiyatları, savaşlar, enerji krizi ve döviz hareketleri Türkiye’yi de etkiliyor. Ancak akaryakıt fiyatlarını başka ülkelerle kıyaslarken yalnızca pompadaki rakama bakmak yeterli değildir.
O ülkelerdeki enflasyona, vatandaşın gelirine, alım gücüne, asgari ücretine ve akaryakıtın üretim maliyetleri üzerindeki etkisine de bakmak gerekir.
Bir ülkede akaryakıtın Türk lirası karşılığı 150 lira olabilir. Fakat o ülkedeki vatandaşın geliri, enflasyonu ve satın alma gücü Türkiye’den farklıysa yalnızca rakamları yan yana koymak sağlıklı bir kıyaslama olmaz.
Türkiye bugün ciddi bir enflasyon sorunuyla mücadele ediyor. Böyle bir dönemde mazotun 100 lirayı aşması, yürütülen enflasyon mücadelesini de zorlaştırır.
Burada söylemek istediğimiz hükümeti eleştirmek değil; verilen mücadelenin başarıya ulaşması için önemli bir tehlikeye dikkat çekmektir.
Enflasyonu düşürmek istiyorsak üreticinin, çiftçinin, nakliyecinin ve esnafın kullandığı akaryakıttaki maliyet baskısını mutlaka hafifletmeliyiz.
Çünkü mazot yükselirse nakliye yükselir.
Nakliye yükselirse ürünün fiyatı yükselir.
Ürünün fiyatı yükselirse enflasyonla mücadele daha da zorlaşır.
Hükümetin bu konuda üretimi ve taşımacılığı koruyacak yeni bir düzenlemeyi değerlendirmesi gerektiğine inanıyorum.
Enflasyonla mücadele yalnızca rakamlarla değil; tarladaki çiftçinin, yoldaki nakliyecinin, pazardaki esnafın ve mutfağındaki yangını söndürmeye çalışan vatandaşın şartları dikkate alınarak yürütülmelidir.
Çünkü mesele yalnızca deponun kaça dolduğu değildir.
Mesele, o deponun ülkenin tamamındaki fiyatları nereye taşıdığıdır.