2026-2027 eğitim-öğretim yılı başlarken Lokman Hekim Üniversitesinde öğrencileri nasıl bir dönem bekliyor? Yeni akademik yılda eğitim, araştırma, öğrenci yaşamı ve akademik gelişim açısından öne çıkan yenilikler veya hedefler neler?
Her eğitim-öğretim yılı aslında hem öğrenciler hem de üniversiteler açısından yeni bir başlangıçtır. Biz 2026-2027 akademik yılına girdiğimiz şu günlerde özellikle eğitimin niteliğini, uygulama imkânlarını ve öğrencilerimizin akademik gelişimini daha ileriye taşımayı önceliyoruz.
Sağlık eğitiminin önemli bir özelliği var: Öğrenciye yalnızca bilgiyi vermeniz yeterli değil, o bilgiyi uygulayabileceği ortamı da hazırlamanız gerekiyor. Bu nedenle teorik eğitim ile uygulamalı eğitimin birbirini tamamlamasını çok önemsiyoruz. VİTAL Simülasyon Merkezi, laboratuvarlarımız, uygulama ve araştırma merkezlerimiz ve hastanelerimiz bu anlayışın önemli parçalarını oluşturuyor.

Diğer taraftan üniversite hayatını yalnızca derslerden ibaret görmüyoruz. Öğrencinin araştırmaya katılması, farklı disiplinlerle bir araya gelmesi, bilimsel ve sosyal faaliyetlerin içerisinde bulunması da eğitimin bir parçasıdır. Yeni dönemde öğrencilerimizin araştırma kültürüyle daha erken tanışmalarını ve üniversitedeki bilimsel üretimin içerisinde daha aktif yer almalarını istiyoruz.
Kısacası öğrencilerimizi sadece sınavlara değil, mesleklerine ve hayata hazırlayan bir eğitim ortamını daha da güçlendirmeyi hedefliyoruz.
Lokman Hekim Üniversitesini diğer üniversitelerden ayıran eğitim anlayışını nasıl tanımlarsınız? Üniversitenin özellikle sağlık ve yaşam bilimleri alanında öğrencilere sunduğu en güçlü imkânların neler olduğunu düşünüyorsunuz?
Sağlık eğitiminin yalnızca sınıfta yapılabilecek bir eğitim olmadığı kanaatindeyim. Çünkü insan sağlığıyla ilgili bir meslek öğreniyorsanız, teorik olarak öğrendiğiniz bilginin uygulamada nasıl karşılık bulduğunu da görmeniz gerekir.
Lokman Hekim Üniversitesinin en önemli özelliklerinden biri burada ortaya çıkıyor. Sağlık alanına odaklanmış bir üniversite olmamız, üniversite hastanemizin ve sağlık grubumuzun bulunması, öğrencilerimizin eğitimleri sırasında klinik ortamla ve mesleki uygulamalarla buluşmasına önemli bir imkân sağlıyor. Bunun yanında VİTAL Simülasyon Merkezi, çeşitli uygulama laboratuvarları ve araştırma altyapımız öğrencilerin gerçek hasta deneyimine geçmeden önce mesleki becerilerini geliştirmelerine yardımcı oluyor.

Bir başka önemli husus da disiplinler arası çalışma imkânıdır. Sağlık bugün yalnızca tıp veya yalnızca eczacılık üzerinden ele alınabilecek bir alan değil. Tıp, diş hekimliği, eczacılık, hemşirelik, sağlık bilimleri, teknoloji ve mühendislik giderek daha fazla bir araya geliyor.
Biz öğrencilerimizin kendi alanlarını iyi bilmelerinin yanında, farklı disiplinlerle birlikte çalışmayı öğrenmelerini de önemsiyoruz. Çünkü geleceğin sağlık profesyonellerinin en önemli özelliklerinden birinin bu olacağını düşünüyorum.
Yapay zekâ ve dijital teknolojiler üniversite eğitimini de hızla değiştiriyor. Lokman Hekim Üniversitesi bu dönüşüme nasıl hazırlanıyor? Yapay zekânın eğitimde ve bilimsel araştırmalarda kullanımına yönelik nasıl bir yaklaşım benimsiyorsunuz?
Yapay zekâyı artık eğitimden veya sağlık alanından ayrı düşünmek mümkün değil. Fakat burada önemli bir ayrım yapmak gerekiyor. Yapay zekâyı bir amaç olarak değil, doğru kullanıldığında eğitim ve araştırmanın niteliğini artırabilecek güçlü bir araç olarak görmek gerekir.
Üniversitemizde bu konuya bir süredir temas ediyoruz. Tıp ve diş hekimliği başta olmak üzere yapay zekânın sağlık alanındaki kullanımlarına yönelik dersler ve eğitimler gerçekleştiriliyor. Bilimsel yazımda, literatür taramasında, veri analizinde ve veri görselleştirmede yapay zekâ kullanımına ilişkin çalışmalarımız da var. LHUSTEK bünyesinde yapay zekâ destekli sağlık teknolojileri de çalışma alanlarımız arasında bulunuyor.
Ancak bu teknolojileri kullanırken bilimsel doğruluk, etik, kişisel verilerin korunması ve insanın karar verme sorumluluğu gibi konuları göz ardı edemeyiz. Özellikle sağlık alanında nihai sorumluluğu bütünüyle bir algoritmaya bırakmak mümkün değildir.
Dolayısıyla bizim yaklaşımımız şu: Öğrencilerimiz yapay zekâdan uzak kalmasınlar, aksine onu iyi öğrensinler; fakat sorgulamayı, doğrulamayı ve bilimsel düşünmeyi de hiçbir zaman bırakmasınlar. Bana göre gelecekte önemli olan yalnızca yapay zekâyı kullanabilmek değil, onu doğru ve etik biçimde kullanabilmek olacaktır.
Üniversite öğrencilerinin yalnızca diploma sahibi olması artık iş hayatına hazırlanmak için yeterli görülmüyor. Lokman Hekim Üniversitesi öğrencilerinin mezuniyet sonrasında mesleki hayata daha güçlü hazırlanabilmesi için staj, uygulamalı eğitim, araştırma ve sektörle buluşma konusunda ne gibi imkânlar sunuyor?
Diploma elbette önemlidir ama bugün tek başına diploma yeterli değil. İş hayatına başladığınızda sizden bilginizi uygulayabilmeniz, problem çözebilmeniz, ekip içerisinde çalışabilmeniz ve değişen şartlara uyum sağlayabilmeniz bekleniyor.
Bizim sağlık eğitimi açısından sahip olduğumuz önemli avantajlardan biri, öğrencilerimizi uygulama ortamlarıyla eğitimlerinin içerisinde buluşturabilmemizdir. Üniversite hastanemiz, afiliye hastanelerimiz, uygulama merkezlerimiz, VİTAL Simülasyon Merkezi ve laboratuvarlarımız bu açıdan öğrencilerimize ciddi bir tecrübe alanı oluşturuyor. Bazı programlarımızda öğrenciler eğitimlerinin önemli bir bölümünü doğrudan mesleki uygulamalar içerisinde geçiriyorlar.
Fakat mesleğe hazırlığı sadece staj olarak da görmemek gerekir. Öğrencinin araştırma yapmayı öğrenmesi, bir proje içerisinde görev alması, yenilikçi bir fikir geliştirebilmesi de çok önemli. LHUSTEK burada öğrencilerimiz ve araştırmacılarımız için sağlık teknolojileri, girişimcilik, proje geliştirme, prototipleme ve ticarileştirme açısından önemli bir ortam sunuyor.
Uluslararası hareketlilik imkânlarını da bu sürecin bir parçası olarak görüyoruz. Öğrencilerimizin farklı ülkelerdeki üniversite, hastane, klinik ve araştırma merkezlerinde eğitim ve staj deneyimi kazanabilmeleri onların mesleki bakış açılarını geliştiriyor.
Amacımız mezun olduğunda yalnızca “Bu bilgiyi biliyorum.” diyen değil, “Bu bilgiyi nasıl kullanacağımı da biliyorum.” diyebilen öğrenciler yetiştirmek.

Lokman Hekim Üniversitesinin önümüzdeki yıllara ilişkin akademik hedeflerini nasıl değerlendiriyorsunuz? Bilimsel araştırma, uluslararasılaşma ve eğitim kalitesi açısından üniversiteyi gelecekte hangi noktada görmeyi hedefliyorsunuz?
Üniversitelerin gelişimini yalnızca öğrenci sayısıyla veya fiziki büyümeyle değerlendirmemek gerekir. Asıl önemli olan ürettiğiniz bilginin niteliği, yetiştirdiğiniz öğrencilerin yetkinliği ve bilim dünyasına ne kadar katkı sağlayabildiğinizdir.
Lokman Hekim Üniversitesi genç bir üniversite. Bunun bize önemli bir dinamizm kazandırdığını düşünüyorum. Önümüzdeki dönemde araştırma kapasitemizi güçlendirmek, ulusal ve uluslararası projelerde daha fazla yer almak, nitelikli bilimsel yayınlarımızı artırmak ve araştırma altyapımızı geliştirmek temel hedeflerimiz arasında. Üniversitemizin araştırma politikasında da sağlık alanındaki ulusal, bölgesel ve küresel ihtiyaçlara yönelik bilgi üretmek önemli bir yer tutuyor.
Uluslararasılaşma da bu sürecin önemli bir parçası. Uluslararası akademik iş birliklerinin, öğrenci ve akademisyen hareketliliğinin ve ortak araştırmaların artmasını önemsiyoruz. Üniversitemizin uluslararasılaşma stratejisinde de eğitimde uluslararası standartlara ulaşmak, uluslararası araştırmalarda daha fazla yer almak ve uluslararası tanınırlığı geliştirmek temel başlıklar arasında bulunuyor.
Ancak bütün bunların merkezinde eğitim kalitesi olmak zorunda. Çünkü üniversitenin esas sorumluluğu nitelikli insan yetiştirmektir.
Biz Lokman Hekim Üniversitesinin sağlık ve yaşam bilimleri alanında güçlü akademik üretimi, uygulamalı eğitim modeli, teknolojik altyapısı ve uluslararası iş birlikleriyle tanınan; öğrencilerin ve araştırmacıların özellikle tercih ettiği bir üniversite olmasını hedefliyoruz. Bunu da kısa vadeli bir hedef olarak değil, adım adım ilerleyen ve sürekli iyileştirmeyi esas alan bir süreç olarak görüyoruz.
Özel Haber: Koray Tümay



















