“Prinz” adını kullanan geliştiricinin üzerinde çalıştığı mesajın, Alman ordusunun I. Dünya Savaşı sırasında kullandığı ADFGVX şifreleme sistemiyle hazırlandığı belirtildi. Harf ve rakamların farklı aşamalardan geçirilerek gizlendiği bu sistem, dönemin askerî şifreleme yöntemlerinden biri olarak biliniyor.
Çözümün anahtarı tek kelime oldu
Çalışmada dönüm noktası, Almancada “birlik sevkiyatı” anlamına gelen “Truppenverschiebung” kelimesinin şifreleme anahtarı olarak kullanılmasıyla yaşandı.
Söz konusu kelime tarihî kaynaklarda daha önce yer almasına rağmen mesajın gönderildiği dönemde kullanılmadığı düşünüldüğü için bu şifreli metin üzerinde denenmemişti. ChatGPT-6 Astra’nın kullanıldığı analizde anahtarın mesajla eşleştirilmesinin ardından okunabilir bir Almanca metin ortaya çıktı.
Bu ayrıntı, yapay zekânın 108 yıllık şifreyi tamamen kendi başına kırdığı yönündeki yorumları da sınırlandırıyor. Astra, bilinmeyen anahtarı sıfırdan keşfetmek yerine mevcut tarihî bilgilerden yararlanılarak yürütülen çözüm sürecine katkı sağladı.
Mesajda İngiliz savaş gemisinin hareketleri yer aldı
Çözülen metinde bir İngiliz kruvazörünün Sivastopol’a ulaştığı ve Müttefik filosunun ayın 26’sında bölgeye geleceğine ilişkin askerî bilgilerin bulunduğu aktarıldı.
Mesajdaki tarihlerden birinin tam olarak okunamadığı ancak elde edilen metnin 24 Kasım 1918’i işaret ediyor olabileceği değerlendirildi.
Şifreden elde edilen bilgiler daha sonra dönemin kayıtlarıyla karşılaştırıldı. İngiliz kruvazörü HMS Canterbury’nin 24 Kasım 1918’de Sivastopol’a ulaştığı, Müttefik savaş gemilerinin ise iki gün sonra bölgeye geldiği yönündeki kayıtların çözülen mesajdaki bilgilerle örtüştüğü bildirildi.
Bağımsız doğrulama bekleniyor
Tarih ve gemi hareketleri arasındaki uyum, ortaya çıkarılan metnin doğru olabileceğini destekleyen bulgulardan biri oldu. Bununla birlikte çalışmanın bağımsız kriptografi uzmanlarınca kapsamlı biçimde doğrulandığına ilişkin henüz yeterli bilgi bulunmuyor.
Bu nedenle gelişmenin, “ChatGPT-6 Astra 108 yıllık şifreyi tek başına kırdı” şeklinde değil, yapay zekânın 108 yıllık bir şifrenin çözülmesine yardımcı olduğu bir çalışma olarak değerlendirilmesi daha doğru görünüyor.
Çalışmanın bağımsız uzmanlar tarafından doğrulanması hâlinde gelişme, yapay zekâ modellerinin tarihî belgelerin incelenmesi ve eski şifreleme sistemlerinin analizinde kullanılmasına ilişkin dikkat çekici örneklerden biri olacak.
























