Kanser tedavisinde hastanın tümöründeki genetik değişikliklere göre geliştirilen kişiye özel aşılar, bilim dünyasında yeni bir dönemin kapısını aralıyor. Ekim 2026'da açıklanan uluslararası araştırmanın sonuçları, mRNA teknolojisiyle hazırlanan kişiselleştirilmiş kanser aşılarının yüksek riskli melanom hastalarında hastalığın tekrarlama riskini azaltabildiğini ortaya koydu. Çalışmaya katılan 1.137 hastadan elde edilen veriler, aşının mevcut immünoterapiyle birlikte kullanılmasının tekrarlama veya ölüm riskini yüzde 42 düşürdüğünü gösterdi.
Avustralya'daki Sydney Üniversitesi ve Melanoma Institute Australia tarafından duyurulan araştırma, Avrupa Tıbbi Onkoloji Derneğinin (ESMO) 2026 Kongresi'nde bilim dünyasıyla paylaşıldı. Üçüncü faz klinik araştırmada elde edilen bulgular, kişiselleştirilmiş kanser tedavilerinin geleceği açısından yeni bir aşama olarak değerlendiriliyor.
1.137 hastayla yapılan araştırmada yüzde 42'lik sonuç
INTerpath-001 adı verilen uluslararası klinik araştırma, cerrahi operasyonla tümörleri çıkarılmış ancak hastalığın yeniden ortaya çıkma riski yüksek olan melanom hastaları üzerinde gerçekleştirildi.
Araştırmacılar, kişiye özel geliştirilen intismeran autogene adlı mRNA temelli tedaviyi, hâlihazırda kullanılan pembrolizumab immünoterapisiyle birlikte uyguladı. Elde edilen sonuçlar, yalnızca pembrolizumab alan hastalarla karşılaştırıldı.
Çalışmanın genel sonuçlarına göre iki tedavinin birlikte uygulanması, kanserin tekrarlaması veya ölüm riskini yüzde 42 azalttı.
Altı aylık tedavi döneminin ardından hastalığı tekrarlamadan izlenen hastalara yönelik önceden planlanmış analizde ise risk azalması yüzde 58'e ulaştı.
Araştırmacılar, bulguların özellikle ameliyat sonrasında hastalığın yeniden ortaya çıkmasını önlemeye yönelik tedaviler açısından umut verdiğini belirtti.
Her hastanın tümörüne özel aşı hazırlanıyor
Geliştirilen yöntemin en belirgin özelliği, bütün hastalara aynı aşının uygulanmaması.
Bilim insanları, ameliyat sırasında alınan tümör örneklerini genetik açıdan inceleyerek kanser hücrelerine özgü değişiklikleri belirliyor. Ardından bağışıklık sisteminin tanıyabileceği anormal proteinleri, yani neoantijenleri tespit ediyor.
Bu bilgiler kullanılarak hastaya özel bir mRNA aşısı hazırlanıyor.
Aşı, bağışıklık sistemine kanser hücrelerini tanıyabilmesi için gerekli moleküler bilgileri iletiyor. Böylece vücudun savunma hücrelerinin, ameliyat sonrasında kalmış olabilecek kanser hücrelerini tanıması ve bunlara karşı yanıt oluşturması hedefleniyor.
Tedavide kullanılan pembrolizumab ise kanser hücrelerinin bağışıklık sisteminden kaçmasına yardımcı olan mekanizmalardan birini engelliyor.
İki yöntemin birlikte uygulanmasıyla bağışıklık sisteminin tümöre karşı verdiği yanıtın güçlendirilmesi amaçlanıyor.
Araştırmada kullanılan intismeran aşısı, her hastanın tümöründeki genetik özelliklere göre ayrı ayrı hazırlanıyor. Bu yaklaşım, kanser tedavisinde hastalığın yalnızca bulunduğu organa göre değil, tümörün moleküler yapısına göre de ele alınmasını mümkün kılıyor.
İki yıl sonunda hastalıksız yaşam oranı yüzde 82'yi aştı
Araştırmanın sonuçları, tedavinin etkisini gösteren başka veriler de ortaya koydu.
Yaklaşık iki yıllık takip süresinin sonunda kişiselleştirilmiş aşı ve immünoterapi alan hastaların yüzde 82,2'sinde hastalık tekrarlamadı. Yalnızca immünoterapi uygulanan grupta ise bu oran yüzde 70 olarak kaydedildi.
Kanserin uzak organlara yayılmadan geçirilen iki yıllık döneme ilişkin oranlar da iki grup arasında farklılık gösterdi. Kombine tedavi alan hastalarda bu oran yüzde 88,5 olurken yalnızca pembrolizumab kullananlarda yüzde 80,2 seviyesinde kaldı.
Araştırmacılar, hastaların genel yaşam süresi üzerindeki etkinin kesin olarak değerlendirilmesi için daha uzun süreli takip gerektiğini bildirdi.
Kişiye özel kanser aşıları ne zaman kullanılacak?
Klinik araştırmalardan elde edilen sonuçlar umut verici olsa da kişiselleştirilmiş kanser aşıları henüz rutin tedavinin bir parçası değil.
Geliştirilen intismeran aşısının hastalarda kullanılabilmesi için ilgili ülkelerin sağlık otoritelerinden düzenleyici onay alması gerekiyor. Bu sürecin ne kadar süreceği ise henüz kesinleşmedi.
Araştırmada aşının güvenlik profili de değerlendirildi. En sık karşılaşılan yan etkiler arasında ateş, enjeksiyon bölgesinde ağrı ve yorgunluk yer aldı. Kombine tedavi grubunda ciddi tedaviyle ilişkili yan etkilerin oranı yüzde 14,2 olarak kaydedildi.
Bilim insanları, kişiselleştirilmiş mRNA tedavilerinin farklı kanser türlerinde de etkili olup olmayacağını araştırıyor. Akciğer ve pankreas kanseri gibi hastalıklara yönelik çalışmalar devam ediyor.
Son veriler, özellikle ameliyat sonrası tekrarlama riski yüksek melanom hastalarında kişiye özel aşıların mevcut tedavilere katkı sağlayabileceğini gösteriyor. Ancak sonuçlar bütün kanser türleri için geçerli değil ve aşının tek başına kanseri iyileştirdiği anlamına gelmiyor.
































