Türkiye’de gönüllü kan bağışına yönelik farkındalık artarken, hastanelerin kesintisiz kan ihtiyacının karşılanmasında düzenli bağışçıların önemi sürüyor. Türk Kızılay Orta Anadolu Bölge Kan Merkezi Müdürü Murat Güler, kanın tek kaynağının insan olduğunu ve yerine geçebilecek alternatif bir ürün bulunmadığını belirterek bağışların yıl boyunca devam etmesi gerektiğini vurguladı.

Kan bağışında tarihi rekor
Türkiye’de gönüllü kan bağışının son yıllarda gelişme gösterdiğini belirten Güler, 2025 yılında 3 milyon 41 bin 278 ünite kan bağışıyla Kızılay tarihinin en yüksek yıllık rakamına ulaşıldığını açıkladı.
2025’in ilk sekiz ayında 1 milyon 975 bin 931 ünite olan bağış sayısının, 2026’nın aynı döneminde 2 milyon 7 bin 440 üniteye yükseldiğini bildiren Güler, hedeflerinin kan bağışını yalnızca ihtiyaç anlarında yapılan bir yardım olmaktan çıkararak düzenli bir alışkanlığa dönüştürmek olduğunu söyledi.

Günlük 9 bin ünite kana ihtiyaç var
Kanın acil değil, sürekli bir ihtiyaç olduğunu vurgulayan Güler, gönüllülerden alınan kanların gerekli test ve analizlerden geçirilerek hastanelere gönderilmeye hazır biçimde stoklarda tutulduğunu belirtti.
Stokların korunabilmesi için günlük yaklaşık 9 bin ünite kan bağışı gerektiğini ifade eden Güler, Türk Kızılay’ın 18 Bölge Kan Merkezi, 68 Kan Bağış Merkezi ve 300’den fazla mobil ve sabit ekiple günlük 1140 hastanenin kan ihtiyacını karşıladığını aktardı.
2025 yılında hastanelerin kan ihtiyacının yüzde 98’inin karşılandığını açıklayan Güler, aynı yıl bağışların yüzde 47’sinin düzenli bağışçılardan geldiğini söyledi. 2026’nın ilk sekiz ayında toplanan kanların yüzde 74’ünün ise daha önce bağış yapmış gönüllüler tarafından verildiğini belirtti.

Ramazan ayında bağışlar azalıyor
Mevsimsel hava koşulları ve Ramazan ayında kan bağışlarında düşüş yaşanabildiğini ifade eden Güler, bu dönemlerde bağışçıların erişimini kolaylaştırmak amacıyla çalışma saatlerinin ve mobil ekiplerin planlamasının ihtiyaçlara göre düzenlendiğini belirtti.
Düzenli bağışı teşvik etmek amacıyla “Birbirimize Candan Bağlıyız” kampanyasının sürdüğünü aktaran Güler, Tarım ve Orman Bakanlığı iş birliğiyle yürütülen “Hastaya Kan Ormana Can” projesi kapsamında her bağış için üç fidanın toprakla buluşturulduğunu açıkladı.

Gençlerin kan bağışına ilgisi
Üniversitelerde eğitim, farkındalık ve kan bağışı organizasyonları düzenlediklerini belirten Güler, geçtiğimiz yıl “Genç Kızılay Kan Elçileri” adıyla yeni bir gönüllülük modelinin hayata geçirildiğini söyledi.
Güler, 2026 yılında açıklamanın yapıldığı tarihe kadar toplanan kan bağışlarının yüzde 20’sinin 18-24 yaş grubundaki gençlerden geldiğini belirterek bu katılımın gelecekteki düzenli bağışçıların kazanılması açısından önemli olduğunu ifade etti.

Afetlere hazırlıkta düzenli bağış vurgusu
Türkiye’nin afet riski nedeniyle kan stoklarının korunmasının büyük önem taşıdığını belirten Güler, güçlü tedarik sistemi ve etkin planlamayla afet dönemlerinde kan hizmetlerinin kesintisiz sürdürüldüğünü söyledi.
Güler, kan bağışının yalnızca ihtiyaç ortaya çıktığında değil, olası afet ve acil durumlara hazırlık amacıyla da düzenli olarak yapılması gerektiğine dikkat çekti.
Afet sonrasında vatandaşların aynı anda bağış merkezlerine yönelmesi yerine Türk Kızılay ve yetkili kurumların çağrılarını takip etmelerinin önem taşıdığını vurguladı.

“Bir ünite kan, üç hayata umut oluyor”
Kan bağışının doğum, ameliyat, acil müdahale ve kronik hastalıkların tedavisinde hayati önem taşıdığını belirten Güler, gönüllü bağışçıları hayat kurtaran kahramanlar olarak gördüklerini söyledi.
“Bir ünite kan, üç hayata umut oluyor.” mesajını veren Güler, vatandaşları yalnızca 15 dakikalarını ayırarak gönüllü kan bağışçısı olmaya davet etti.
Özel Haber: Koray Tümay
































