Çanakkale’nin Çan ilçesine bağlı Bahadırlı köyü sınırlarındaki İnkaya Mağarası’nda yeni dönem kazı çalışmaları başlıyor. 86 bin yıllık mağarada gerçekleştirilecek e-DNA uygulamasıyla, bölgenin geçmişine ilişkin yeni veriler elde edilmesi hedefleniyor.

Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Antropoloji Bölümü Paleoantropoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. İsmail Özer, 2026 yılı kazılarında çevresel DNA analizine başvurulacağını açıkladı.

Özer, mağarada bugüne kadar çok sayıda çakmak taşı buluntusuna ulaşıldığını ancak organik kalıntı bulunamamasının araştırmacılar açısından dikkat çekici olduğunu belirtti.

Prof. Dr. Özer, “Alanda çok fazla çakmak taşı buluntuları çıkıyor. Şu an itibarıyla 40 bine ulaşmış düzeyde. Ama buna karşın kazı süresince bulduğumuz organik kalıntı sayısı sıfır. Bu çok normal dışı bir durum. Buna sebep olan organik materyali çürüten, tüketen bakterilerin ne olduğunu tespit edebilme amacıyla bu çalışmayı yapacağız” dedi.

MAĞARA 2016 YILINDA KEŞFEDİLDİ

İnkaya Mağarası, 2016 yılında Prof. Dr. İsmail Özer başkanlığında gerçekleştirilen “Muğla ve Çanakkale İlleri Yüzey Araştırması” sırasında bulundu.

Anadolu-Balkanlar arasındaki Paleolitik Dönem insanlarının göçlerine ışık tutabilecek nitelikteki mağarada, 2017-2020 yılları arasında Troya Müze Müdürlüğü Başkanlığı öncülüğünde uluslararası bir ekiple dönemsel kazı çalışmaları yürütüldü.

2021 yılından itibaren ise bölgedeki kazılar, Cumhurbaşkanlığı Kararlı Kazı statüsüne alındı.

Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü’nün izin ve destekleriyle devam eden çalışmalar; Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın yanı sıra Ankara Üniversitesi Rektörlüğü, Çanakkale Valiliği, Truva Bakır Maden İşletmeleri A.Ş. ve T-Design Mühendislik Şirketi’nin destekleriyle sürdürülüyor.

TOPRAK ÖRNEKLERİNDEN GEÇMİŞİN İZLERİ ARANACAK

Kazı ekibi, bu yıl mağarada çevresel DNA analizi için özel bir çalışma gerçekleştirecek.

Prof. Dr. Özer, eylül ayında Ankara Üniversitesi’nden genetik evrim laboratuvarındaki akademisyenlerin bölgeye gelerek toprak örnekleri alacağını söyledi. Bu örneklerden elde edilecek DNA verileriyle mağaranın geçmişteki doğal yapısının ortaya çıkarılması amaçlanıyor.

Özer, çalışmayla yalnızca bakterilerin değil, bölgedeki bitki örtüsü ve hayvan kalıntılarının da incelenebileceğini belirterek şöyle konuştu:

“Bu sene eylül ayı içerisinde Ankara Üniversitesi'nden genetik evrim laboratuvarından hocalarımız gelerek alandan toprak örneği alacaklar ve içerisindeki DNA'lardan yararlanarak bize bu bölgenin paleoekolojik yapısını söylemeye çalışacaklar.”

Araştırma kapsamında, mağarayı kullanan insan türlerine ilişkin de yeni bilgiler elde edilmesi bekleniyor. Prof. Dr. Özer, uygun koşullar oluşması halinde bölgede yaşamış insan türlerinin izlerinin de araştırılacağını ifade etti.