Günün yorgunluğunu atmak için akşam saatlerinde televizyonun karşısına geçtiğimizde ya da sosyal medya akışımızı kaydırdığımızda, karşımıza çıkan dünyadaki baskın renk ne yazık ki kırmızı ve gri. Haber bültenleri cinayetlerle, kadına yönelik şiddetle, savaş görüntüleriyle, trafikteki kavgalarla ve hayvanlara uygulanan vahşetle çalkalanıyor. Yetişkinler olarak bizler bile bu "şiddet bombardımanı" karşısında duyarsızlaşma ile ruhsal çöküntü arasında gidip gelirken, gözden kaçırdığımız çok daha hassas bir kitle var: Aynı salonda, bir köşede oyuncaklarıyla oynayan ya da elindeki ekrana dalıp gitmiş olan çocuklarımız.
Peki, televizyonda ya da internette her gün açık bir şekilde sergilenen bu şiddet haberlerini izleyen bir çocuk tam olarak ne hissediyor? Dünyayı henüz tanımaya çalışan, "iyi" ve "kötü" kavramlarını zihninde yeni oturtan bir küçüğün dünyası, ekranlardan yansıyan bu kanlı gerçeklikle nasıl sarsılıyor?
Bir çocuğun şiddet haberleri karşısında hissettiği ilk ve en baskın duygu, derin bir güvensizlik ve varoluşsal korkudur. Çocuk zihni, yetişkinler gibi habere mesafe koyamaz. Televizyonda gördüğü felaket veya cinayet haberini "uzakta bir yerlerde olmuş bir olay" olarak rasyonelleştirmekte zorlanır. Gördüğü tehlikenin her an kendi evine, kendi anne babasına ya da kendisine yönelebileceği kaygısına kapılır. Dünya onun gözünde aniden tekinsiz, tekinsiz olduğu kadar da acımasız bir yere dönüşür. Bu kaygı; geceleri kâbuslara, karanlık korkusuna, alt ıslatmaya ya da ebeveynden kopamama gibi ciddi davranışsal problemlere yol açabilir.
İkinci büyük duygu ise çaresizliktir. Çocuk, ekranda bağıran, ağlayan, zarar gören ya da hayatını kaybeden insanları gördüğünde içsel ve ham bir empati kurar. Ancak yetişkinlerden farklı olarak bu duruma karşı koyabilecek veya kurbanı koruyabilecek güce sahip olmadığını bilir. Bu birikmiş çaresizlik hissi, zamanla çocuğun özgüvenini ve hayata karşı geliştirdiği o saf iyimserliği zedeler. Çocuk, "Dünyayı düzeltemem." düşüncesiyle kendi kabuğuna çekilebilir veya çevresine karşı kronik bir tedirginlik geliştirebilir.
Tüm bu korku ve çaresizliğin gölgesinde büyüyen bir diğer sarsıcı duygu ise derin bir yalnızlık ve terk edilmişlik hissidir. Çocuk, ekrandaki şiddet sahnelerini izlerken yanındaki yetişkinlerin tepkisizliğini veya durumun normalleştirilmiş hâlini fark ettiğinde kendi iç dünyasında büyük bir izolasyon yaşar. "Böylesine korkunç bir şey oluyorken neden kimse durdurmuyor?" ya da "Büyükler neden bu kadar sakin?" soruları zihnini kemirir. Etrafındaki yetişkinlerle duygusal bağının kopmaya başladığını hisseder; çünkü kendi hissettiği o devasa dehşet ile yetişkinlerin gösterdiği sıradan tepkiler arasında uçurum vardır. Bu durum, çocuğun büyüklerin dünyasına ve onların koruyuculuğuna olan inancını zedeler, onu kendi kurgusal korkularıyla baş başa bırakır.
Olayın bir diğer ürkütücü boyutu ise zihinde beliren karmaşa ve öfkedir. Çocuklar dünyayı anlamlandırırken yetişkinleri ve ekrandaki figürleri model alırlar. Şiddetin sorun çözme yöntemi olarak sıkça işlendiği, "güçlü olanın ezdiği" mesajının alt metin olarak verildiği haberler, çocukta adalet duygusunu zedeler. Zihninde şu tehlikeli denklem kurulabilir: "Eğer bir sorun varsa, bunu öfkeyle veya şiddetle çözebilirim." Yaşadığı içsel kaygıyı söze dökemeyen çocuk, ekranda gördüğü o sert dili arkadaşlarına veya kardeşlerine karşı agresif davranışlar sergileyerek yansıtmaya başlayabilir.
Son olarak, belki de en büyük tehlikelerden biri olan hissizlik, yani duyarsızlaşma baş gösterir. Sürekli şiddet görsellerine ve haberlerine maruz kalan bir çocuğun empati yeteneği zamanla körelebilir. İlk başlarda korkutan ve ağlatan görüntüler, bir süre sonra "normal" ve "olağan" hâle gelmeye başlayabilir. Başkasının acısına karşı körleşmek, çocuğun kendi içindeki şefkat duygusunun zedelenmesine neden olabilir.
Unutmayalım ki bir çocuğun ruhu temiz bir kâğıt gibidir. Ekranlardan üzerlerine sıçrayan her şiddet damlası, o kâğıtta silinmesi güç lekeler bırakır. Çocuklar sadece gördüklerini değil, o gördüklerinin yarattığı sessiz çığlıkları da içlerinde taşırlar.




























