Ekonomiyi konuşurken çoğu zaman rakamlara bakıyoruz. Oysa vatandaşın hesabı daha sade: Maaşım neye yetiyor, kiramı ödeyebiliyor muyum, çocuğumun ihtiyaçlarını karşılayabiliyor muyum?

Bu nedenle enflasyonla mücadelede elde edilen her olumlu gelişme kıymetlidir. Fiyat artışlarının yavaşlaması, ekonomide istikrarın güçlenmesi ve geleceğin daha öngörülebilir hâle gelmesi hepimizin ortak menfaatidir.

Ancak bir ayrımı doğru yapmak gerekiyor. Enflasyonun düşmesi, bütün fiyatların geriye gelmesi demek değildir. Fiyatların artış hızının yavaşlamasıdır. Dolayısıyla açıklanan verilerdeki iyileşmeyle vatandaşın günlük hayatında hissedeceği rahatlama aynı anda gerçekleşmeyebilir.

Market alışverişini yapan anne de dükkânının giderlerini hesaplayan esnaf da bunu kendi bütçesinde görüyor.

Şimdi ortak beklentimiz, bu iyileşmenin alım gücüne daha güçlü yansımasıdır.

Enflasyonla mücadele sabır ve kararlılık ister. Üretimin artırılması, maliyetlerin kontrol edilmesi ve fiyat istikrarının kalıcı hâle gelmesi kolay bir süreç değildir. Bu yöndeki çabaların başarıya ulaşması ülkemizin kazancıdır.

Üstelik bu mücadelenin iş dünyasında da bir karşılığı olmalıdır.

Ticaretin içinden gelen biri olarak biliyorum: İşletmelerin kira, enerji, personel ve finansman giderleri var. Her fiyat artışını fırsatçılık diye açıklamak doğru olmaz. Dürüstçe çalışan, istihdam sağlayan ve ayakta kalmaya uğraşan işletmelerin emeğini de görmek gerekir.

Bunun yanında fiyat belirleyen herkesin sorumluluğu vardır. Maliyet artarken etiketi hemen değiştirenlerin, maliyet baskısı hafiflediğinde de aynı hassasiyeti göstermesi beklenir.

Kazanç, müşterinin güveniyle birlikte korunmalıdır.

Üreticinin sürdürülebilir kazanç elde ettiği, esnafın işini devam ettirebildiği ve tüketicinin ihtiyacını karşılayabildiği bir dengeye ihtiyacımız var. Bu dengeyi güçlendirmek için üretime, rekabete, verimliliğe ve ticaret ahlakına birlikte önem vermeliyiz.

Çünkü enflasyon, ailelerin yarınla ilgili kararlarını da etkiliyor. Bir genç evlilik planını, bir aile ev sahibi olma hayalini, bir işletme yeni yatırımını bütçesine güvenerek yapabilir.

Fiyat istikrarı bu güveni yeniden güçlendirecek en önemli unsurlardan biridir.

Bu yüzden olumlu gelişmeleri takdir ederken hedefimizi de açık tutalım: Çalışanın emeğinin karşılığını daha iyi alabildiği, emeklinin bütçesini daha rahat yönetebildiği, ailelerin çocuklarının geleceğine daha güvenle bakabildiği bir Türkiye.

Enflasyonla mücadelede atılan adımların en güzel karşılığı, vatandaşın hayatında hissedilen rahatlama olacaktır.

Rakamlar iyileştikçe sofralar da rahatlasın, yarına dair umutlar da büyüsün.