Kamuoyunda fon krizi olarak gündeme gelen gelişmelerin ardından gözler tasarruf finansman şirketlerine çevrildi. Sermaye Piyasası Kurulunun (SPK) 7 şirkete ait 131 yatırım fonu hakkında tasfiye kararı almasıyla başlayan süreçte, Katılımevim ve Birevim şirketlerinin hâkim hissedarı Pusula Yatırım Holding de gündeme geldi.

Holdingin Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Turhan tutuklanırken Turhan ve holding yöneticilerinin mal varlıklarına el konuldu.

Yaşanan gelişmeler tasarruf finansman sektörüne ilişkin endişeleri artırdı. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, kamuoyunda evim sistemi olarak tanınan şirketlerle ilgili bir sorun bulunmadığını ancak denetimlerin güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

Bu açıklamaların ardından BDDK'nın 1 Ekim'de yürürlüğe koyacağı yeni kurallar, tasarruf finansman sistemindeki sözleşmelerden fonların kullanımına kadar çeşitli değişiklikler öngörüyor.

Bir kişi en fazla iki sözleşme yapabilecek

NTV'den Burak Taşçı'nın haberine göre, yeni düzenlemeyle tasarruf finansman sisteminde aynı kişinin sahip olabileceği aktif sözleşme sayısı sınırlandırılıyor.

Buna göre bir kişi, en fazla bir taşıt ve bir konut veya iş yeri finansmanı sözleşmesi yapabilecek. Böylece aynı kişinin sistemdeki toplam aktif sözleşme sayısı ikiyi aşamayacak.

Düzenlemeyle birden fazla araç ya da konut finansman paketine katılımın önüne geçilmesi amaçlanıyor.

Taşıt ve konut finansmanında üst limitler yükseldi

Yeni esaslarla birlikte finansman sözleşmelerinin parasal sınırları da piyasa koşulları doğrultusunda güncellendi.

  • Taşıt finansmanı: En fazla 6 milyon 250 bin TL.

  • Konut ve iş yeri finansmanı: En fazla 62 milyon 500 bin TL.

  • Risk grubu sınırı: Bir kişi veya risk grubuna ait sözleşmelerin toplamı en fazla 62 milyon 500 bin TL.

Ayrıca yüksek tutarlı sözleşme kapsamına giren finansmanlar için belirlenen eşikler de artırıldı. Bu sınır taşıtlarda 5 milyon TL, konutlarda ise 12 milyon 500 bin TL oldu.

Yüksek tutarlı sözleşmelerin şirketlerin toplam portföyündeki payı yüzde 5 ile sınırlandırılırken yeni kurulan şirketlere düzenlemeye uyum sağlamaları için kademeli geçiş süresi tanındı.

Tasarruf fonlarına yeni yatırım sınırlaması

Finansal Kurumlar Birliğine iletilen talimat doğrultusunda, şirketlerin müşterilerden topladığı tasarrufları değerlendirebileceği finansal araçlar yeniden düzenlendi.

Buna göre şirketler, biriken fonları yalnızca katılım bankalarındaki Türk lirası cari ve katılma hesaplarında, Hazine tarafından ihraç edilen faizsiz ve altına dayalı olmayan Türk lirası sukuklarında veya risk değeri 1 ya da 2 olan düşük riskli katılım fonlarında değerlendirebilecek.

Riskli varlıklara yatırım yapılmasına izin verilmeyecek.

Ayrıca fon havuzlarında getiri elde edilmeden bekletilen günlük nakit miktarına da sınırlama getiriliyor. Nemasız bakiye, şirketin fon havuzunun binde 2'sini aşamayacak.

Evim sistemi nasıl çalışıyor?

Tasarruf finansman sistemi, banka kredilerine alternatif olarak organizasyon ücreti karşılığında konut, taşıt veya iş yeri edinilmesine yönelik finansman sağlıyor.

Sistemde hizmet bedeli genellikle finansman tutarının yüzde 7'si düzeyinde uygulanıyor. Örneğin 1 milyon TL'lik finansman için yaklaşık 70 bin TL organizasyon ücreti ödeniyor.

Aktarılan modele göre katılımcı, finansman tutarının yüzde 45'ini biriktirdiğinde kalan bölüm şirket tarafından karşılanarak araç veya konut teslimatı gerçekleştiriliyor.

Bu tutar peşin ödenebildiği gibi taksitlerle de tamamlanabiliyor. Yüzde 45'lik birikim seviyesine daha erken ulaşılması, teslimat süresini de kısaltabiliyor.

Uzun vadeli sözleşmelerde enflasyon riski

Tasarruf finansman sisteminde katılımcıların yatırdığı taksitlere kâr payı veya nema işletilmiyor. Dolayısıyla biriken tutar nominal olarak sabit kalıyor.

Özellikle peşinatsız ve 60 ay gibi uzun vadeli sözleşmelerde, enflasyon nedeniyle paranın satın alma gücünün azalması ve konut ya da taşıt fiyatlarının yükselmesi tüketiciler açısından risk oluşturabiliyor.

Haberde görüşlerine yer verilen uzmanlar, enflasyonun etkisini sınırlamak amacıyla yüzde 45'lik teslimat eşiğine yaklaşık 6 ayda ulaşılmasını daha uygun bir yöntem olarak değerlendiriyor.