77. Uluslararası Uzay Kongresi, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının koordinasyonunda, Türkiye Uzay Ajansı ile SAHA İstanbul’un eş ev sahipliğinde Antalya NEST Kongre Merkezi’nde gerçekleştirildi. Uluslararası Uzay Federasyonu tarafından düzenlenen kongrenin “Global İletişim Ortağı” Anadolu Ajansı oldu.

Kongrede, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır ile Baykar Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Bayraktarın katıldığı “Gelecek Burada Başlıyor: Teknoloji, Uzay ve Yeni Nesil” başlıklı panel düzenlendi. Panelin moderatörlüğünü Anadolu Ajansı Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Serdar Karagöz üstlendi.

Uzay yarışmalarına ilgiye dikkat çekti

Bayraktar, Şanlıurfa’da düzenlenen TEKNOFEST Güneydoğu kapsamındaki yarışmalara 1,6 milyon öğrencinin başvurduğunu söyledi. Uzay alanındaki yarışmalara yönelik ilgiyi değerlendiren Bayraktar, şöyle konuştu:

“Bugüne kadar TEKNOFEST'te uzayla alakalı yarışmalarımıza 55 bin öğrenci başvurmuş. Biz TEKNOFEST'i ilk düzenlediğimiz yıl tüm yarışmalarımıza 20 bin öğrenci başvurmuştu. Bu yıl roket yarışmamıza, ki uzaya çıkmak için çok önemli bir teknoloji, bu yıl 10 bin, dikey inişli roket yarışmamıza 796, model uydu yarışmamıza da 1190 yarışmacımız başvurmuş. Hakikaten bunlar bir anlamda göklerdeki serüvenimiz adına, göklerin de ötesinde uzaydaki serüvenimiz adına aslında bizler için çok umut verici bir tablo çizmiş oluyor.”

KIZILELMA’nın ardından Fergani hedefi

“Kızılelma” kavramını medeniyetin ülküsü ve ulaşılmak istenen kutlu hedef olarak tanımlayan Bayraktar, Cumhuriyet’in 100. yılında Bayraktar KIZILELMA’yı uçurmak için millete söz verdiklerini hatırlattı. Bu hedefi bir yıl önceden gerçekleştirdiklerini belirten Bayraktar, artık daha yüksek hedeflere yöneldiklerini ifade etti:

“Bizler için Kızılelma olan ülkemizin ilk insansız savaş uçağı olan Bayraktar KIZILELMA'dan sonra Fergani adlı girişimimiz. Fergani, Uluğ Bey küresel konumlandırma sistemini, tümüyle kendi öz kaynaklarımızla yani gelirlerinin yüzde 90'ından fazlasını ihracattan, yüksek teknoloji ihracatından kazanan Baykar'ın bir anlamda finanse etmesiyle, göklerdeki, uzaydaki tam bağımsızlığımız ve egemenliğimiz adına, milletimiz ve tüm dost ve kardeş coğrafyalar için kurduk.”

İhracat gelirleri yeni teknoloji çalışmalarına kaynak oldu

Bayraktar, büyük sınıf insansız hava araçlarında 20 yılın sonunda en hızlı dönüşümü yakaladıklarını söyledi. Baykar’ın bu alanda dünyanın en büyük üreticisi ve ihracat pazarının en büyük oyuncusu olduğunu belirtti.

Şirketin toplam gelirlerinin yüzde 90’ının ihracattan elde edildiğini kaydeden Bayraktar, bu sonucun teknolojinin dost ve kardeş coğrafyalarla paylaşılması sayesinde mümkün olduğunu ifade etti. İnovasyonun sahadaki etkisine ve yeni çalışma alanlarına katkısına ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı:

“En hızlı şekilde inovasyon yaptığımızdan muharebe sahasında en etkili çözümleri almış oldu. Kullanıldığı her yerde bu teknoloji bağımsızlık getirdi ve bunun yanında da bizim tümüyle kendi kaynaklarımızda uzay gibi alanlara teknolojinin farklı derinliklerinde ilerlememizi sağladı.”

Teknolojiyi geliştirecek nesillerin önemi

Aynı başarının farklı alanlarda da elde edilmesini sağlayacak dinamiklere değinen Bayraktar, teknolojiyi geliştiren en değerli unsurun insan olduğunu vurguladı.

Teknolojinin kendisi kadar hangi amaçla geliştirildiğinin de önem taşıdığını belirten Bayraktar, sivil kullanım için olduğu düşünülen yaygın teknolojilerin, akıllı saatlerden telefonlara kadar, istihbarat aygıtı olarak da kullanılabildiğini söyledi.

Teknoloji üretecek nesillerin yetiştirilmesi ile TEKNOFEST’in kuruluş amacı arasında bağ kuran Bayraktar, şunları kaydetti:

“Dönüp dolaştığınızda TEKNOFEST'i niye yaptık sorusuna geldiğinizde aslında tam da bu sebeple olduğunu görüyoruz. Sadece SİHA'lardaki başarı tek başına bir ülkenin tam bağımsız ve müreffeh olması için yeterli değil. Tüm diğer alanlarla beraber tekamül edecek. Tek başına bir SİHA yaptığınızda egemenliğinizi ve bağımsızlığınızı teminat altına alamıyorsunuz.”

Henüz başlamamış yarışlara odaklanma çağrısı

Dünyadaki mevcut teknolojilerde büyük tekelleşmeler bulunduğunu ifade eden Bayraktar, stratejinin bugünün yarışları yerine henüz başlamamış yarışlara odaklanması gerektiğini söyledi.

Teknolojinin bütün alanlarında yer alma çabasının yanında, kendi ölçeğine ve medeniyet havzasına uygun stratejiler geliştirilmesinin de gerekli olduğunu belirtti.

Hızla gelişen yüksek teknolojinin dünyadaki en büyük dönüşümü yarattığını dile getiren Bayraktar, sosyal medyanın dünyanın bir ucundaki insanla görüntülü iletişim kurmayı ve mesajlaşmayı mümkün kılan büyük bir teknoloji olduğunu anlattı.

Küresel tekeller ve veri kullanımı eleştirisi

Bayraktar, insanlığın bütün sinir hücreleriyle bir örümcek ağına çekilmiş durumda olduğunu ifade etti. Küresel tekellerin insanların attığı adımdan aldığı nefese ve nabzına kadar her şeyi veriye dönüştürdüğünü; ne düşüneceklerinin, ne konuşacaklarının ve ne yapacaklarının planlandığını savundu.

Yapay zekânın insanların yerine düşünmeye başladığını söyleyen Bayraktar, küresel düzenin “müptela et, bağımlı kıl, alternatifsiz bırak” stratejisini uyguladığını belirtti.

Daha adil bir dünya hedefi

İnsanlık için başka bir yolun mümkün olduğunu ifade eden Bayraktar, teknolojik gelişimin amacı ve insanlığın geleceğine ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:

“İnsanın yaratılmışların en şereflisi olduğunu kabul etmek... Bu teknolojik devinimle, yakın zamanda başlayıp asla bitmeyen savaşlardan da bunu görebiliyoruz. Bu hızla, bu hırsla devam edecek olursak ancak hepimizi, insanlığı, evlatlarımızı, nesillerimizi korkunç bir yok oluş bekliyor. Dolayısıyla insanlığın şapkasını önüne alıp düşünmesi gerekiyor. Bu İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra da oldu. Bir defa daha bu oyunu oynayacak olursak, dünyadaki egemen güçler, müessese nizam şunu söyledi: Aynı şekilde oynayacak olursak elimizde o kadar silah birikti ki, o kadar fazla teknolojik imkan var ki zaten insanlık diye bir şey kalmayacak.

İşte dünyada yaşayabilen biyolojik canlılarla dünya yaşam dengesine devam edecek. Şimdi artık onu koruyacak bütün nizam, kurallar, müesseseler, düzen aslında kurallar; hepsi tek tek çiğnendi ve altüst oldu. Bizler için teknoloji geliştiren TEKNOFEST kuşağı için veya bu odadaki aydınlar ve elitler için uzay ekosisteminin parçası olan çok önemli bir vazife ortaya çıkıyor. Çünkü artık bu oyun böyle devam edecek olursa bebeklerin dahi öldürülmesinin rasyonalize edilebildiği bir dünyada zaten masum kimse olamayacağı gibi böyle bir dünyanın devam etmesi de mümkün değil. TEKNOFEST kuşağıyla birlikte yürüdüğümüz bu yolda daha adil, daha güzel, daha iyi, insanlığın iyiliğine bir dünyanın inşasını hedefliyoruz.”