Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) verilerine göre, Marmara Denizi’nde Yalova açıklarında saat 22.08’de 3,5 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Depremin derinliği 7,96 kilometre olarak kaydedildi.
İstanbul başta olmak üzere çevre illerde hafif şekilde hissedilen sarsıntı, Marmara Bölgesi’ndeki deprem hareketliliğini yeniden gündeme taşıdı.
Şener Üşümezsoy’dan deprem değerlendirmesi
Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, Yalova açıklarında meydana gelen depreme ilişkin değerlendirmesinde, sarsıntının büyük Marmara Fayı veya Adalar Fayı üzerinde gerçekleşmediğini ileri sürdü.
Üşümezsoy, depremin 1999 Gölcük Depremi sonrasında bölgedeki ikincil fay kollarında meydana gelen stres değişimleriyle ilişkili olabileceğini belirtti. Söz konusu hareketliliğin ana faydan ziyade tali faylarla bağlantılı olduğunu ifade etti.
“Büyük deprem üretme riski yok” iddiası
Üşümezsoy, 3,5 büyüklüğündeki depremin küçük bir fay düzlemindeki kırılmadan kaynaklandığını savundu. Bu tür ikincil fayların büyük bir deprem üretmeyeceğini öne süren Üşümezsoy, bölgede en fazla 5 büyüklüğünde sarsıntıların görülebileceğini ifade etti.
Ancak bir depremin ardından daha büyük bir depremin yaşanıp yaşanmayacağı yalnızca depremin büyüklüğüne veya fayın tali kol üzerinde bulunmasına bakılarak kesin biçimde belirlenemez. Üşümezsoy’un açıklamaları kişisel bilimsel değerlendirmesi olarak ele alınmalı; bölgedeki deprem tehlikesine ilişkin değerlendirmelerde yetkili kurumların ve bilimsel çalışmaların verileri dikkate alınmalıdır.
İstanbul’da neden hissedildi?
Yalova açıklarında meydana gelen depremin İstanbul’un özellikle Anadolu Yakası’nda hissedilmesine ilişkin değerlendirmesinde Üşümezsoy, Kartal ve Tuzla çevresindeki kıyı kesimlerine doğru uzanan ikincil fay kollarına işaret etti.
Depremlerin hissedilme düzeyi; sarsıntının büyüklüğü, derinliği, merkez üssüne uzaklık ve yerel zemin özellikleri gibi çeşitli faktörlere bağlı olarak değişebiliyor.
“Adalar Fayı ölü bir faydır” açıklaması
Üşümezsoy, Adalar Fayı üzerinde büyük bir deprem beklentisinin bilimsel temeli olmadığını savunarak bölgedeki hareketli hatların ana faydan ziyade küçük tali kollar olduğunu ileri sürdü.
1999 Gölcük Depremi sonrasında Marmara Bölgesi’ndeki fayların durumu ve gelecekteki deprem potansiyeli, bilim dünyasında araştırılmaya devam eden konular arasında yer alıyor. Uzmanların fayların deprem üretme potansiyeline ilişkin değerlendirmeleri farklılaşabilir. Bu nedenle tek bir açıklamadan hareketle Marmara Bölgesi’ndeki deprem riskinin ortadan kalktığı sonucuna varılmamalıdır.
Yalova'da Olan ve Çevre İllerde Hafif Hissedilen Deprem Hakkında https://t.co/k3xCvQbTmO #deprem
— Prof. Dr. Şener ÜŞÜMEZSOY (@ProfDrUsumezsoy) October 10, 2026





























