İskenderun Körfezi'nde bir grup akademisyen, deniz çöpleri ve istilacı türlerin taşınmasına etkilerine yönelik araştırma yaptı. Araştırmanın ilk bulgularında, Yumurtalık ile İskenderun arasındaki bölgede yoğun çöp birikintileri ve bu çöplerle taşınan istilacı canlı türleri tespit edildi.

Deniz çöpleri, istilacı türleri de taşıyor
Araştırma hakkında bilgi veren Prof. Dr. Tahir Özcan, Yumurtalık ile İskenderun arasındaki bölgede yoğun çöp alanı gördüklerini dile getirerek, “Akıntıyla birlikte en yoğun çöplerin İskenderun Körfezi’nde olduğunu gördük. Bir de Samandağ ile Mersin arasındaki hat üzerinde akıntıyla birlikte iki çöp yoğunluğu tespit ettiğimiz noktaydı” dedi.
Deniz çöpleri, istilacı türleri de taşıyor
Prof. Dr. Cem Çevik ise projenin İskenderun ve Mersin körfezlerindeki mega deniz çöplerinin yoğunluk ve dağılımının belirlenmesi amacıyla yürütüldüğünü belirterek, deniz çöplerinin canlı türlerini, özellikle de yabancı istilacı türlerin farklı bölgelere taşınmasına katkı sağlayıp sağlamadığının araştırıldığını söyledi. Çevik, plastik kirliliğinin yalnızca deniz yüzeyinde görülen büyük atıklardan ibaret olmadığını, mikroplastiklerin deniz ortamındaki çeşitli kirleticileri yüzeylerinde tutabildiğini belirterek, konunun çevre ve insan sağlığı açısından da araştırılması gerektiğine dikkat çekti. Çevik, “Mikroplastikler kirleticileri mıknatıs gibi çekiyor. Asıl bizi endişelendiren kısmı bu taraf. Denizde bir birim olan bir kirletici, plastiğe yapıştığında yüz binlerce artabiliyor. Denizde yüzerken bile ağızımıza giren deniz suyu ile büyük bir kirletici yükü de almış oluyoruz. Mikroplastikler, kanserin tetikleyici nedenlerinden biri olarak kabul edilir” diye konuştu.
Deniz çöpleri, istilacı türleri de taşıyor
Prof. Dr. Sedat Gündoğdu da Doğu Akdeniz’de deniz akıntılarıyla taşınan plastik atıkların yanı sıra bu atıkların üzerinde taşınabilen yabancı ve istilacı türlerin de incelendiğini ifade etti. Afrika kıyıları ile Doğu Akdeniz’deki farklı ülkelerden denize ulaşan plastik atıkların akıntılar aracılığıyla Türkiye kıyılarına kadar taşınabildiğini dile getiren Prof. Dr. Gündoğdu, özellikle Suriye ve Lübnan gibi ülkelerdeki atık yönetimi altyapısındaki yetersizliklerin bu taşınımda etkili olduğunu ifade etti. Hatay kıyılarının söz konusu taşınım açısından önemli bir bölge olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Gündoğdu, Samandağ’dan İskenderun Körfezi’ne kadar uzanan bölgede çok sayıda plastik atıkla karşılaşıldığını aktardı. Saha çalışmalarında Mısır, Lübnan, Suriye, İsrail ve Filistin kıyılarından denize ulaşan atıkların akıntılarla bölgeye taşınabildiğinin gözlemlendiğini dile getiren Prof. Dr. Gündoğdu, bölgede balıkçılık ekipmanları, tek kullanımlık plastikler, ambalaj atıkları ve tarımsal plastiklerin başlıca atık türleri arasında yer aldığını belirtti.
Deniz çöpleri, istilacı türleri de taşıyor
Prof. Dr. Gündoğdu, ülkelerin kara sularındaki deniz çöplerinin önemli bölümünün karasal kaynaklı olduğunu belirterek, Asi Nehri’nin de bölge açısından önemli bir karasal girdi oluşturduğunu ifade etti. Özellikle yoğun yağışların ardından karadaki plastik ve diğer atıkların akarsular aracılığıyla denize taşınabildiğine dikkat çeken Prof. Dr. Gündoğdu, İskenderun Körfezi’ne ulaşan plastiklerin deniz akıntılarıyla Adana, Mersin ve Antalya kıyılarına, devamında ise Muğla’ya kadar taşınabildiğini söyledi. Proje kapsamında mega deniz çöplerinin deniz akıntılarıyla hareketliliğinin takip edildiğini belirten Prof. Dr. Gündoğdu, elde edilen bulguların ilgili kurumlar ve bakanlıklarla paylaşılacağını ifade etti.
Deniz çöpleri, istilacı türleri de taşıyor
Çalışmanın, Doğu Akdeniz’deki deniz çöplerinin hareketliliğinin ve bu atıkların deniz ekosistemi üzerindeki olası etkilerinin anlaşılması açısından önem taşıdığı belirtildi.
Deniz çöpleri, istilacı türleri de taşıyor
Deniz çöpleri, istilacı türleri de taşıyor
Deniz çöpleri, istilacı türleri de taşıyor
Deniz çöpleri, istilacı türleri de taşıyor
Deniz çöpleri, istilacı türleri de taşıyor
Deniz çöpleri, istilacı türleri de taşıyor