Kadınlarda Alzheimer hastalığı riskinin erkeklerden daha yüksek olması, östrojen ile beyin sağlığı arasındaki ilişkiye yönelik araştırmaları gündemde tutuyor. Stanford Üniversitesi'nden bilim insanlarının da yer aldığı ekip, 5 binden fazla kadına ait verileri inceleyerek menopoz sonrası hormon tedavisinin Alzheimer hastalığıyla bağlantısını araştırdı.

12 Ağustos'ta Neurology dergisinde yayımlanan çalışmada bilim insanları, yalnızca östrojen içeren hormon tedavisi kullanan kadınların ölüm sonrası beyin incelemelerini de değerlendirdi. Sonuçlar, bu grupta Alzheimer'ın nöropatolojik belirtilerinin daha az görüldüğüne işaret etti.

ÖNCEKİ ÇALIŞMALAR ÇELİŞKİLİ SONUÇLAR VERDİ

Menopoz sonrası hormon tedavisi ile demans arasındaki bağlantıyı araştıran önceki çalışmalar aynı sonuca ulaşmamıştı. Bazı araştırmalar östrojenin bunamaya karşı koruyucu olabileceğini öne sürerken, bazıları özellikle hormon tedavisine 65 yaşından sonra başlanması durumunda fayda görülmediğini veya potansiyel zarar ortaya çıkabileceğini gösterdi.

Stanford Üniversitesi'nde sinirbilimci olan Hadi Hosseini, önceki araştırmaların çoğunun bilişsel gerileme ölçümleri veya kan testleri üzerinden yürütüldüğüne işaret etti.

Hosseini, araştırmanın çıkış noktasını şu sözlerle anlattı:

“Literatürdeki en büyük eksikliğin, Alzheimer'ın altın standartları olarak kabul edilen, ölüm sonrası nöropatolojik sonuçlar gibi daha önce kimsenin ele almadığı bir konu olduğunu fark ettik.”

Hosseini ve ekibi, tamamı 50 yaşın üzerinde 5 binden fazla kadından alınan ölçümlerin bulunduğu iki veri setini analiz etti. Kadınlar hayattayken demans için bilişsel ve diğer klinik testlere katıldı. Katılımcılardan bazılarının beyinleri ise ölümün ardından daha ayrıntılı incelemeler için bağışlandı.

Araştırmacılar özellikle kadınların yaklaşık yüzde 7'sini oluşturan ve yalnızca östrojen hormon tedavisi kullanan gruba odaklandı.

Yalnızca östrojen tedavisi genellikle rahim ameliyatı geçirmiş kadınlara reçete ediliyor. Bunun nedeni, rahmi bulunan kadınlarda tek başına östrojen kullanımının endometriyal kanser riskini artırması. Araştırmacılar, östrojen ve progesteron kombinasyonu kullanan kadınlarda aynı analizi gerçekleştirebilmek için yeterli veriye sahip olmadıklarını bildirdi.

ALZHEIMER'IN ÜÇ BELİRTİSİ İNCELENDİ

Araştırmanın önemli farklarından biri ölüm sonrası beyin dokusunun incelenmesiydi.

Bilim insanları beyinlerde Alzheimer hastalığıyla bağlantılı üç belirleyici işareti aradı: amiloid plakları, tau ile ilişkili nörofibriler yumaklar ve nöritik plaklar. Söz konusu protein kümeleri nöronların içinde veya çevresinde birikerek hücrelerin işlevini ve birbirleriyle iletişimini bozabiliyor.

Bu üç nöropatolojik belirtecin birlikte değerlendirilmesi, kişinin hayattayken Alzheimer hastalığına sahip olup olmadığı konusunda bilişsel veya kan testlerinden farklı olarak doğrudan beyin dokusuna dayanan bir ölçüm sağlıyor.

Araştırmanın öne çıkan sonucu da burada ortaya çıktı.

Yalnızca östrojen içeren hormon tedavisi kullanan kadınların otopsilerinde şiddetli Alzheimer belirtilerine sahip olma olasılığı, hormon tedavisi kullanmayan kadınlara göre yüzde 35 daha düşük bulundu.

Araştırmacılar, hormon tedavisi alan kadınların hayattayken de Alzheimer belirtilerinin daha az olduğunu tespit etti. Bu gruptaki kadınlarda kan ve beyin omurilik sıvısındaki amiloid seviyelerinin daha düşük olduğu, hafıza kaybı veya fonksiyonel gerileme olasılığının da azaldığı görüldü.

Çalışmaya dahil olmayan New York'taki Hofstra/Northwell Health Zucker Tıp Fakültesi'nden nörolog Gayatri Devi, araştırmanın menopozal hormon tedavisi ile beyin sağlığı arasındaki ilişkiye yeni veri sağladığını belirtti.

Devi, “Bu çalışma, menopozal hormon tedavisi (MHT) ve beyin sağlığı hakkındaki gelişmekte olan kanıtlara önemli bir parça daha ekliyor” dedi.

ARAŞTIRMACILARDAN ÖNEMLİ UYARI

Östrojenin Alzheimer belirtileriyle nasıl bağlantılı olabileceği ise henüz kesin olarak ortaya konmuş değil.

Hosseini, insan dışı hayvanlar üzerinde gerçekleştirilen önceki araştırmaların olası mekanizma hakkında ipuçları verdiğini söyledi. “Östrojen, bu zararlı amiloidlerin bazılarının üretimini azaltabilir ve daha sonra bunların temizlenmesine de yardımcı olabilir.” Ancak araştırma ekibi, mevcut çalışmada bu mekanizmayı doğrudan incelemedi.

Bilim insanları, elde edilen sonuçların hormon tedavisinin Alzheimer hastalığını önlediği şeklinde yorumlanmaması gerektiğini özellikle vurguladı. Çalışma, östrojen tedavisi ile daha düşük Alzheimer patolojisi arasında bir ilişki ortaya koysa da nedenselliği kanıtlamıyor.

Araştırmacılara göre bundan sonraki çalışmalar, menopozun başlangıcından itibaren biyobelirteçleri ve bilişsel işlevleri takip ederek hormon tedavisinin Alzheimer'a karşı gerçekten koruyucu bir etkisinin bulunup bulunmadığını daha net gösterebilir.

Perimenopoz döneminde daha yaygın kullanılan kombine östrojen-progesteron tedavisi de araştırılması gereken alanlardan biri. Mevcut çalışmada bu tedaviyi alan kadınlara ilişkin kapsamlı analiz yapmaya yetecek veri bulunmuyordu.

Stanford Üniversitesi'nde gelişim psikoloğu ve nörobilimci olan Jennifer Bruno ise araştırmanın “östrojenin beyin sağlığı ve uzun ömür için önemini” vurguladığını belirtti.

Bruno, “Kadınlar, bunun nedenselliğini gerçekten anlamak için gelecekteki araştırmaları savunabilirler” dedi.