Kalp-damar sağlığını değerlendirirken yalnızca vücut ağırlığına odaklanmak yeterli olmayabiliyor. Medicana Sağlık Grubu Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Dyt. Berna Arslan, özellikle karın çevresinde biriken yağların insülin direnci, kan şekeri düzensizlikleri, yüksek tansiyon ve kan yağlarındaki bozulmalarla ilişkili olabileceğine işaret etti.

Arslan, “Kalp-damar sağlığı söz konusu olduğunda yalnızca tartıdaki rakama bakmak yeterli olmayabiliyor. Kalp krizi riskiniz belinizde saklı olabilir. Özellikle karın çevresinde biriken yağlanma; insülin direnci, kan şekeri düzensizlikleri, yüksek tansiyon ve kan yağlarındaki bozulmalarla ilişkili olabiliyor. Bu nedenle sağlıklı kilo yönetiminde yalnızca kaç kilo olunduğuna değil, yağın vücutta nerede toplandığına da dikkat etmek gerekiyor” dedi.

Kilonun normal sınırlar içinde bulunmasının kişinin metabolik açıdan tamamen sağlıklı olduğu anlamına gelmediğini belirten Arslan, “Özellikle karın bölgesinde ve iç organların çevresinde biriken yağ dokusu, metabolik açıdan daha aktif bir yağ dokusudur. Bu nedenle sağlıklı beslenme ve kilo yönetiminde yalnızca tartıdaki rakama değil, bel çevresine ve vücut yağ dağılımına da bakmak gerekir” diye konuştu.

KARIN BÖLGESİNDE YAĞLANMAYA DİKKAT

Karın bölgesindeki yağlanmanın yalnızca estetik açıdan ele alınmaması gerektiğini söyleyen Arslan, iç organların çevresinde oluşan visseral yağlanmanın çeşitli metabolik sorunlarla birlikte görülebildiğini kaydetti.

Dyt. Arslan, “Visseral yağ olarak adlandırdığımız iç organların çevresindeki yağlanma; insülin direnci, tip 2 diyabet, hipertansiyon ve kan lipidlerindeki olumsuz değişikliklerle birlikte görülebiliyor. Bu faktörlerin bir arada bulunması da kardiyometabolik riski artırabiliyor” ifadelerini kullandı.

BEL ÇEVRESİNDE ORANI 0,5'İ AŞARSA

Bel çevresi kadar kişinin boyunun da değerlendirmede rol oynadığını anlatan Arslan, bel çevresinin santimetre cinsinden ölçülerek boya bölünmesiyle elde edilen oranın karın bölgesindeki yağlanma konusunda fikir verebileceğini söyledi.

Arslan, “Bel çevrenizi santimetre cinsinden ölçüp boyunuza böldüğünüzde elde edilen değer, karın bölgesindeki yağlanma hakkında fikir verebilir. Bel çevresinin boya oranının 0,5’in üzerinde olması, özellikle abdominal yağlanma açısından değerlendirme yapılmasını gerektirebilir. Örneğin 160 santimetre boyundaki bir kişinin bel çevresinin 80 santimetre olması, 0,5 oranına karşılık gelir. Ancak bu ölçüm tek başına kişinin kalp hastalığı riskini belirleyen bir test değildir. Yaş, tansiyon, kan şekeri, kolesterol düzeyleri, sigara kullanımı, aile öyküsü ve fiziksel aktivite gibi pek çok faktör birlikte değerlendirilmelidir” diye konuştu.

Evde düzenli olarak bel çevresi ölçümü yapılabileceğini ancak bu ölçümün tek başına hastalık tanısı koymak için kullanılamayacağını vurgulayan Arslan, vücut kitle indeksi normal olmasına rağmen karın bölgesinde belirgin yağlanması bulunan kişilerin de metabolik göstergelerinin değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.

Arslan, “Bel çevresindeki artışı bir alarm zili olarak değil, sağlığımızı gözden geçirmek için bir fırsat olarak değerlendirmek gerekir. Vücut kitle indeksi normal olan ancak karın bölgesinde belirgin yağlanması bulunan kişilerde de beslenme düzeni, fiziksel aktivite, kan şekeri ve kan lipidleri gibi metabolik göstergeler değerlendirilmelidir. Çünkü tartı bize yalnızca toplam vücut ağırlığını gösterir; bu ağırlığın ne kadarının yağ; ne kadarının kas olduğu ve yağın vücutta nerede toplandığı konusunda tek başına yeterli bilgi vermez” dedi.

ŞOK DİYETLER YERİNE SÜRDÜRÜLEBİLİR BESLENME

Karın bölgesindeki yağlanmanın azaltılmasında kısa süreli ve katı diyetler yerine sürdürülebilir yaşam alışkanlıklarına odaklanılması gerektiğini belirten Arslan, “Özellikle hızlı kilo kaybı hedefleyen, çok düşük kalorili ve sürdürülebilir olmayan diyetler yerine kişinin yaşam tarzına uygun, yeterli ve dengeli bir beslenme modeli oluşturulmalı” ifadelerini kullandı.

Beslenme düzeninde sebze, meyve, tam tahıllar, kurubaklagiller, yeterli protein kaynakları ve sağlıklı yağlara dengeli biçimde yer verilmesi gerektiğini kaydeden Arslan, işlenmiş gıdaların, ilave şekerin ve aşırı tuz tüketiminin sınırlandırılmasının kalp-damar sağlığı açısından önem taşıdığını söyledi. Düzenli fiziksel aktivitenin de yağ dokusunun azaltılması ve metabolik sağlığın desteklenmesinde rol oynadığını belirtti.

Kilo yönetiminde hedefin yalnızca daha ince bir bel çevresine ulaşmak olmadığının altını çizen Arslan, “Asıl hedef; kan şekeri, tansiyon ve kolesterol gibi kardiyometabolik risk faktörlerini iyileştirmek, kas kütlesini korumak ve kişinin uzun vadede sürdürebileceği sağlıklı alışkanlıklar kazandırmaktır. Bel çevresinde artış fark eden kişilerin bunu bir panik nedeni olarak görmek yerine beslenme düzenini, hareket alışkanlıklarını ve genel sağlık kontrollerini gözden geçirmesi daha doğru bir yaklaşım olacaktır” dedi..